Bitmesi gereken ama biteceğe pek benzemeyen iki savaş...

Biri kuzeyimizde diğeri güneyimizde süren iki savaş var, ikisi de insani açıdan üzücü, iktisadi açıdan zorlayıcı, siyasi ve askerî açıdan riskli. Coğrafi ve nükleer tırmanma, bölge ülkelerini ve bölgesel örgütleri içine çekme potansiyeli yüksek. İkisinin de bir an önce bitmesi gerekiyor. Ama ikisi de biteceğe benzemiyor. Maksimalist beklentiler, bazen tesadüfler, bazen de kişisel ihtiraslar makul çözümlerin önünü tıkıyor.

Zaman geçtikçe de sorun karmaşıklaşıyor, çözüm bulunması zorlaşıyor. Ukrayna’daki savaş başlatıldığında Rusya’nın öncelikli amacı rejimi devirmek ve NATO’nun daha fazla genişlemesinin önüne geçmekti. İkincil amacıysa Ukrayna topraklarının bir kısmını daha kendi topraklarına katmak. İlkini hiç ikincisini ise aradan geçen dört küsur yılda kısmen gerçekleştirebildi. Buna karşılık da ciddi bedeller ödedi.

Üstelik NATO da genişledi, sınırlarına daha çok dayandı, üye olmaya niyeti olmayan iki ülkeyi üyesi yaptı. Savaş sırasında sergilediği zafiyetler üçüncü tarafları Rusya’yı orada hırpalamaya, yıpratmaya teşvik etti. Amerika’nın savaşın sponsorluğundan çekilmesi ikincil amacına ulaşmasının önündeki en büyük engeli kalkması anlamına gelse de Avrupa’ya barış bir türlü gelmedi, gelemedi.

Tam AB, ABD’nin bıraktığı boşluğu dolduracak, özel temsilci atayıp Rusya ile (tabii ki kendi çıkarlarını korumak için) müzakereler yapacak derken Romanya’ya aidiyeti tartışmalı bir dron düştü. AB safları sıklaştırdı, NATO birimiz hepimiz içini andırır şeyler söyledi. Şahinler bir kez daha........

© Karar