Milletin iradesini bu kadar itibarsızlaştırmayın
Türkiye hiç de azımsanmayacak 50-60 yıllık bir demokrasi tecrübesine sahip. 1960’lı yıllardan itibaren neredeyse her 10 yılda bir darbeciler tarafından tecavüze uğramış olsa da demokrasi bir şekilde yoluna devam etti.
Elbette darbeler siyasetin zeminini tahrip etti, demokrasiyi derinden yaraladı. Bu yüzden Türkiye, hem refah standartları anlamında hem beşeri sermayesinin kaybı noktasında telafisi imkansız zararlara uğradı.
Bugün bulunduğumuz noktadan geriye dönüp baktığımızda, darbecileri hiç de hayırla yad etmiyoruz. Hep zararla kapattığımız o yıllar ve kaybettiğimiz enerji için hayıflanıyoruz.
Ancak itiraf etmek gerekiyor ki, bugün geçmişi aratmayacak daha büyük bir krizle karşı karşıyayız. Darbeleri, vesayet dönemlerini geride bıraktık ama bugün hukuku, millet iradesini yok sayan sivil bir tehlike kapımızı çalmış bulunuyor.
Talihsizlik o ki; yıllardır darbelerle, ‘vesayet’ anlayışıyla mücadele ettiğine inandığımız AK Parti iktidarı, hukukun üzerindeki siyaset gölgesini yoğunlaştırarak çok tehlikeli bir yönetim örneği sergiliyor.
Ve artık bu AK Parti öylesine ürkütücü adımlar atıyor ki; demokrasi yönetimi açısından elimizdeki tek güvence olan “millet iradesi”ni itibarsızlaştırıyor.
Oysa AK Parti ilk yola çıktığı günden bu yana, “Millet iradesini gölgeleyecek her türlü vesayetçi anlayışa şiddetle karşıyız” söylemini sloganlaştıran bir partidir.
Maalesef AK Parti, özellikle 2019 yerel seçimleriyle genetik bir mutasyona uğradı. Bir başka deyişle, İstanbul ve Ankara gibi........
