Mahler’le karanlıktan ışığa doğru yükselen aşkın yolculuk… |
Bugüne kadar neredeyse her yılbaşı gecesi, geçmiş yılı biraz hüzünlü uğurlasam da yeni yılı hep coşkulu şarkılarla karşılamayı tercih etmişimdir.
2025’i uğurlarken elbette yine biraz hüzünlüyüm ama arkasından kesinlikle yas tutmayacağım, çünkü insanlığın hafızasında karanlık hatıralar bırakan bir yılı arkamızda bıraktığımız için mutluyuz.
Ancak hemen belirtmeliyim 2026’yı coşkulu şarkılarla karşılamaya hiç takatim de niyetim de yok, bu yüzden ruhsal derinliği olan, aşkın olanı kurcalayan eserlerle adeta bir vecd hali yaşamayı tercih ettim.
Hiç kuşkusuz bunun için ilk adresim Gustav Mahler oldu. Televizyonların yılbaşı gürültüsünden uzak durarak, kendimi Mahler gibi bir dâhinin eserleriyle ödüllendirdiğim için de ayrıca çok mutluyum. Saatler tam 0.24’ü gösterdiği anlarda, Mahler’in 1888 ile 1894 yılları arasında bestelediği metafizik sorularla boğuştuğu Do minör 2. Senfonisi çalıyordu.
Arkasında acılar ve karanlıklar bırakan bir yıla böylesine muhteşem bir senfoniyle veda etmek, benim için geceyi çok özel bir hale getirdi. Ve yeni yılın ilk gecesi, hiç bitmeyen bir senfoniye dönüştü adeta…
Bu arada Mahler’in İkinci Senfonisi’ndeki “Diriliş” bölümünün, beni karanlıktan ışığa doğru aşkın bir yolculuğa çıkardığını itiraf etmeliyim.
Mahler’in beş bölümden oluşan bu eseri, senfonik bir kantat özelliğindedir. Bu özellik, 5. Bölümde soprano, alto ve koronun katılımıyla zihinlerde adeta........