menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Adaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi?

41 5
yesterday

Müslüman toplumlardaki yöneticilerin, siyasi aktörlerin, farklı kesimlere mensup kanaat önderlerinin, hatta bireylerin neden bu kadar hukuka ve özgürlüklere yabancı olduklarını düşündükçe umutsuzluğum artıyor, endişeye kapılıyorum.

Hiçbir şekilde kategorize etmeden söylemek gerekirse, Müslüman ülkelerdeki sağcıların, solcuların, İslamcıların, milliyetçilerin ya da ulusalcıların önemli bir bölümünün hukukla, özgürlüklerle, insan haklarıyla az ya da çok bir problemi olduğunu söylersek, herhalde haksızlık etmiş olmayız.

Günümüzdeki Müslüman ülkelerin hemen hepsinde derin bir hukuksuzluğun, adaletsizliğin hakim olduğunu, ifade özgürlüğünün olmadığını ve insanların en temel haklarını bile kullanmaktan mahrum olduğunu artık hepimiz biliyoruz.

Bu çerçevede, bazı yanlış anlamalara mahal vermemek için, bir noktanın altını dikkatle çizmekte yarar var. Mesela, hukukla ilgili içinde ‘Müslüman toplumlar’ ibaresi geçen bir ifade kullandığınızda, sanki hukukla-adaletle tek problemi olan dindar kesimlermiş gibi bir algı oluşuyor, bu kesinlikle yanlış…

Çünkü bu ülkelerdeki dindar-muhafazakarlar da laik kesimler de solcu-ulusalcı ve milliyetçiler de aynı kültürel havzadan besleniyorlar. Dolayısıyla hukuka, adalete bakışları farklı tonlarda olsa da sonuç itibariyle hepsi adalete yabancılık konusunda neredeyse eşit durumdalar.

Meseleye Türkiye üzerinden baktığımızda, farklı kesimlerin ‘adalet’e bakış konusunda ortak arızaları taşıdıklarını görmek mümkün.

Biliyoruz ki siyasi tarihimizin belli dönemlerinde, özellikle dindar-muhafazakar kesimlere yönelik baskıcı uygulamalar yüzünden derin mağduriyetler........

© Karar