We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yüreksizlik

20 11 0
11.01.2020

At izinin it izine karıştığı demlerde kahramanlarla korkaklar ayırt edilemez. Güzide ile pespaye birbirine karışır. Bu demlerde gazeteciler de sorması gereken soruları muhataplarına bir türlü soramazlar, köşe yazarları da genellikle suya sabuna dokunan ama hep kirli kalan yazılar yazarlar. Yok efendim; “Kabuklu yemiş yemenin zararları, Kalecinin penaltı anındaki endişesi, Genel başkanların koltuklarındaki yay problemi, İşçinin alın terindeki buharlaşmayı gören gözlerdeki melâl ufkundaki renkler, Cumanın gelişi cemaatin geçen haftadaki performansına bağlıdır, Çarşambayı sel alırken yâr sevmenin faziletleri, Gazete kâğıtlarının temizlik bezi olarak kullanılmasındaki bazı teknikler…” vesaire…

Bir korku ve vehim imparatorluğu kurulmuş ki sormayın. En çok korkanlar, en çok vehim ve desise içindekiler de başkalarını daha çok korkuttuklarını sananlardır aslında.

Korku imparatorluğunun mimarları da korkak yani!

Oysa, korkunun ecele faydası yok ki.

Türk siyasetinde, medyasında, kültür dünyasında mesela türkülerinde, şiirlerinde eskisi kadar cesaretle söylenmiş, lafı eğip bükmeden haykıran kaç yürek var?

“Bu ayaklar senin mi Süleyman

Bu ayaklar nasıl ayak

Hadi yorgana sığdı diyelim

Mezara nasıl sığacak”

Ali Akbaş, Süleyman Demirel için yazmıştı bu satırları… Demirel de o zamanın en üst seviyedeki siyasetçisi…

Abdurrahim........

© Karar