We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Mes’uliyet duygusu

17 0 0
19.10.2019

Yazmaya başlamak, hele hele Taha Akyol ile aynı gazetede yazmak, her gün millet aşkının izlerini sürmek ne kadar geç olsa da heyecanlandırıyor insanı. Erol Güngör yaşasa mümkündür ki o da ortamını böyle tercih ederdi diyor içimden bir ses. İnsan, bir ömür boyunca yapıp ettiklerinin, yazıp çizdiklerinin muhatap bulamaması hissiyatına düşende nihilizmin serüvenini bile yaşayamaz bu ülkede.

“Kime yazıyorsun bu mektubu: Elinde hiçbir adres yok!” diyor Cemil Meriç; kâh yazdıklarının anlaşılamaması, kâh muhataplarının kendilerini aşamaması yüzünden…

Adresler hep değişmiş, muhataplarımız ise kendilerini o kadar aşmışlar ki, mâzinin külleri arasından bir heykel yontmak da artık abesle iştigal.

Afazi mantıklar, paçoz tutumlar karmaşasında yine de bir ihtimal, yarınki nesiller arasından hadnaşinas olmayan; değer bilir, terkip kabiliyeti yüksek, güzide ile pespayeyi ayırt edebilecek yani tefrik etme hazinesine sahip insanlar çıkacaktır.

Ümidim var. Çünkü karanlığın en baskın olduğu an, şafağın yakınlaştığını müjdeler.

***

Türkiye ve bütün İslâm âlemi paçozlukta ne yazık ki bütün tarihinde olmadığı kadar zirve yapmıştır. Zihinsel ve matematiksel olarak hiç bu kadar bölünmemişti.

İmkân ve kabiliyetlerin, kısıtlar ve engellerin keşfedilmesi bile ümidi yeşertmeye yeter. İlk bininci yılda Türk ve İslâm âleminin içinde bulunduğu durum hiç de iç açıcı değildi. Buna rağmen büyük diriliş bu demlerde ortaya çıktı. El Cahiz, El Fezaül Etrak (Türklerin Faziletleri) adlı hacimce küçük ama etkisi bin yılları bulan kitapçığını o bunalım........

© Karar