Atalar ''çıkarayım'' der tahta, döner dolaşır gelir bahta

İnsan, bahtına müdâhale edebilir mi? Dayağın bile nasiple yenileceğine inanarak, bahtın açılmasını beklemek mi gerekir yoksa baht hep açıktır da biz mi görmeyiz?

Behrengî'nin, "Feleğin Peşinde" masalında, tâlihini sorgulamak için feleği arayıp bulan genç, feleğin kendisine gösterdiği kısmetleri bir bir teper. Yaptığı aptallıkları da başının ağrısından kurtulmak için bir aptalı yemesi gereken kurda anlatır. Neticede kurt, bir aptalı yiyerek baş ağrısından kurtulur.

Önüne gelen kısmeti tepmekte mâhir olanlardan biri de Tıkandı Baba’dır. Sultan ll. Mahmud zamanında yaşamış Tıkandı Baba, nasip çeşmesinin tıkandığını rüyâsında öğrendiğinden bu ismi alır. Bunu duyan Pâdişah, her gün, her bir dilimin altında altın olan bir tepsi baklava yollar. Daha sonra Baba'nın tepsiye hiç dokunmadan sattığını öğrenir. İşin peşini bırakmaz. Tıkandı Baba’yı saraya çağırır. Hazîneden, kürekle nasibini almasını ister. Fakat Baba, küreği tersine daldırır. Sonunda Pâdişah, uygun bir yerde eline bir taş alıp ne kadar uzağa atarsa oraya kadar toprağın kendisinin olacağını söyler. Zavallı adam, eline ağır bir taş alır ve uzağa değil, havaya atar. Taş gelip başına düşer ve ölür. Bunun........

© Karar