menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Körfez’in neden İran’la ekonomik iş birliğine ihtiyacı var?

20 0
02.07.2026

(BU MAKALE JAMAL IBRAHİM HAİDAR VE ADEEL MALİK TARAFINDAN YAZILMIŞTIR.)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş, Körfez’in uzun yıllardır süregelen güvenlik düzenini kökten sarstı. Bölge ülkeleri yeni arayışlara yönelirken tartışmalar büyük ölçüde askeri stratejilere, diplomatik eksen değişimlerine ve dış güçlerin rolüne odaklanıyor. Oysa kalıcı bir barışın temelini oluşturacak ekonomik unsurlar büyük ölçüde göz ardı ediliyor.

Son dönemde Umman ile İran arasındaki ticaretin genişletilmesine yönelik adımlar ve Türkiye’yi Suudi Arabistan’a bağlayacak Hicaz Demiryolu’nun yeniden canlandırılması girişimleri, bir zamanlar siyasi açıdan imkânsız görülen ekonomik bütünleşmenin artık düşünülebilir hale geldiğini gösteriyor. Mevcut krizden nasıl bir bölgesel düzen doğarsa doğsun, bunun kalıcılığı yalnızca caydırıcılığa değil, aynı zamanda çatışmayı ekonomik açıdan maliyetli hale getirecek teşvik mekanizmalarına bağlı olacak.

Nobel ödüllü iktisatçı Douglass North ile Stanford Üniversitesi’nden sosyal bilimciler Gary Cox ve Barry Weingast, 2015 yılında kaleme aldıkları etkili bir makalede ‘şiddet tuzağı’ (violence trap) kavramını ortaya koymuştu. Ticaret, yatırım, altyapı ve üretim ağları birbirine bağlandıkça ekonomik karmaşıklık artıyor ve şiddetin maliyeti yükseliyor. Böylece itidal göstermek ekonomik açıdan en rasyonel tercih haline geliyor; çünkü devletlerin, şirketlerin ve toplumların kaybedeceği çok daha fazla şey oluyor.

Körfez ise hâlâ bunun tam tersi bir dengede sıkışmış durumda. Bölgede şiddetin sürmesinin nedeni aktörlerin irrasyonel davranması değil, mevcut teşvik yapısının çatışmanın beklenen getirisini görece yüksek tutması. Oysa enerji altyapısı, deniz ticaret yolları, finansal piyasalar ve ortak çevresel sorunlar açısından Körfez aslında ortak çıkarlara sahip tek bir ekonomik alan niteliği taşıyor. Ancak siyasi kutuplaşma ve rekabet eden bloklar, vekâlet savaşlarının, altyapıya yönelik sabotajların ve asimetrik saldırıların tüm bölgeye ağır maliyetler yüklemesine rağmen bunları başlatan tarafların sınırlı bedel ödemesine yol açıyor.

Ekonomik açıdan daha bütünleşmiş bir Körfez bu hesaplamayı tersine çevirebilir. Yoğun ticari bağlar, istikrarsızlığın maliyetini son derece yükselten bir taahhüt mekanizması işlevi görür ve bölgesel istikrarı ekonomik mimarinin ayrılmaz bir parçası haline getirir. Böylece güvenlik dışarıdan sağlanan bir unsur olmaktan çıkar, ekonomik ilişkilerin doğal sonucu olarak içeriden üretilir.

Bu bakış açısı, dünyanın en zengin bölgelerinden biri olan Körfez’in neden kalıcı barışı sağlayamadığına da ışık tutuyor. İran ile Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasındaki rekabet; coğrafya, enerji kaynakları ve birbirini tamamlayan pazarlar sayesinde aslında ortak bir bölgesel sistem oluşturan yapıyı bölüyor.

On yıllar boyunca başta ABD olmak üzere dış güvenlik garantileri bu rekabeti yönetmeyi başardı, ancak çatışmayı besleyen temel teşvikleri ortadan kaldıramadı.........

© Karar