Fonzedelerin parasının ne kadarı bizim cebimizden çıkacak?
Bu yazıyı yazmak için bugünü bekledim; borsa açıkken burada yazacağım görüşleri dile getirmekten çekindim ama benim biraz sonra yazacaklarım yüksek sesle tartışılıyor zaten.
Bakın, bugün yaşadığımız fon soygunu aslında bundan yıllar önce başladı ama 2025’ten itibaren ciddi biçimde fütursuzlaşmaya ve vites arttırmaya başladı.
Bunun üzerine 2025 Kasım ayında önce Hazine Bakanı Mehmet Şimşek “Hisse manipülasyonuna izin vermeyeceğiz” dedi, sonra aynı Şimşek 2 Aralıkta Finansal İstikrar Komitesi’nde karar aldırarak SPK’ya fonlara çeki düzen vermesini emretti.
Fakat bu emir yerine getirilmedi, bürokratik yavaşlık devreye sokuldu ve 10 ay daha fon soygunu devam etti, hem de vitesleri daha da arttırarak. Derken 28 Ağustosta mevzuat değişikliği gerçekleşti.
O gün itibarıyla da bugün yaşadığımız fon krizi başladı. Krizin doruk noktası 14 Eylülde Pusula’nın bazı fonlarının temerrüde düşmesiydi. 16 Eylülde nihayet SPK devreye girdi, 7 fon yönetim şirketine ait 131 fonu ertesi gün itibarıyla (17 eylül öğlen saatleri) tasfiye etti; yani işleme kapattı.
17 Eylül öğlen saatlerinde bu 131 fonun toplam değeri 836 milyar Türk lirasıydı. Dolar karşılığı 17 milyar dolar.
Resmen açıklandığına göre bu 836 milyar lira toplam 456 bin yatırımcıya aitti.
Yani yatırımcı başına ortalama 1 milyon 834 bin lira.
Bu kadar çok sayıda insanın bu kadar büyük parasını içeren ve varlıklarının fiyatı son derece tartışmalı fonların tasfiyesinin zaman alacağı belliydi.
SPK başta bu konuyu pek az düşünmüş, tasfiye için en çok 3 ay (90 gün) süre vermişti. Değeri zaten tartışmalı olan fon varlıklarını işlem hacmi düşmüş, epey sığlaşmış bir borsada bu kadar çabuk satmaya kalkmak o değerleri sıfıra indirebilirdi. Bunu geç fark eden SPK tasfiye süresini 6 aya (180 gün) uzattı.
Ama tabii bu süre uzatımı, fonzedelerin bir bölümü için kabul edilebilir değildi.
Bir minik teknik bilgi vermekte fayda var: Tasfiye edilen 131 fonun bir bölümü ‘para piyasası fonu’ diye adlandırılan, yatırımcıların çoğunlukla çok kısa süreler için girip çıktıkları, daha çok likit varlıklarını park ettikleri yerler. Bu fonlar kağıt üzerinde son derece güvenilir; neredeyse banka hesabı gibi, fazladan size günlük kazanç sağlıyor, paranızı koruyor.
Ama bu fonlar da battı. Neden battı, nasıl battıyı birkaç kez yazdım, tekrar etmeyeceğim. Sadece şunu söylemeye çalışıyorum: Parası bu fonlarda kalanlarla hisse senedi ağırlıklı ve dolayısıyla yüksek riskli fonlarda kalanlar arasında bir fark var. SPK bu farkı gözetmedi.
Bu arada borsa gümbür gümbür düşmeye başladı. Sadece fonlardaki hisseler değil bütün hisse senetleri çöküyordu, yatırımcı elindeki “mal”ı bir an önce satıp çıkmak istiyordu Borsadan.
Borsamızda 28 Ağustostan bu yana buharlaşan servet 96 milyar doları buldu. Bu, bir kısmı zaten hayali olan bir balonun patlamasından kaynaklanıyor olsa bile çok büyük bir para. Borsadaki çöküş reel sektör şirketlerini vurmaya başladı.
Öyle olunca iktidarımız ve SPK alel acele bir ödeme yol haritası açıkladı. Buna göre, fonları tasfiyeye uğrayan 7 şirketten 4’ünün fonzedelerine 1 milyon lirayı aşmayan bir “ara ödeme” yapılacaktı.
SPK açıklamasındaki şu tuhaf cümlelere bakın: “Her bir yatırımcıya her bir fon için ayrı ayrı........
