We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Doğu Türkistanlılar sahipsizliğe mahkûm mudur?

27 3 44
17.02.2019

Bizim aymaz, vurdumduymaz ve temaşacı tavrımıza inat Doğu Türkistanlılar yanında Arakanlılar ve Filistinliler başta olmak üzere İslam âleminin hemen her tarafında pek çok Müslüman eza ve cefa çekiyor.

Eskiden Batılı büyük devletler ve Hıristiyanlar İslam memleketlerini işgal eder, bu işgale mukavemet eden Müslümanlara vahşiyane bir şekilde mukabelede bulunurdu.

İşgali ve zulmü eskiye nazaran çok dar bir sahada cereyan eden Rusya, Ortadoğu’yu yangın yerine çeviren ABD ve artık bir klasik haline gelmiş İsrail haricinde, son dönemde Çin ve Myanmar mezalimde öne çıkıyor.

Yaşanan zulmün ve İslam topraklarının perişan halinin tarihî ve aktüel pek çok sebebi var. Ancak şüphesiz ki birlik şuurundan mahrumiyet kadar yaralayıcı olanı yoktur. Cemaleddin Afganî ile özdeşleşen İttihad-ı İslam telakkisi her ne kadar derdin tespit ve teşhisi ile çaresine yönelik bir teklif idiyse de muhtelif sebep ve saiklerin tesiriyle tatbikte yeteri kadar başarılı olamadı. Birlikten kuvvet doğarsa da İslam âleminde birliğin ancak kuvvetle teşekkül edeceği de acı bir tecrübe olarak kayda geçmiştir.

Kimi zaman Batı’ya ve ABD’ye karşı birlikte hareket edilecek güçlü ülkeler olarak öne çıkan Çin ve Rusya’nın mevzu Müslümanlar/Türkler olduğunda daha acımasız hareket edebileceği de ağır ve acı pek çok hadise ile müşahede edilmiştir.

Her nereye baksak zulüm ve bunun karşısında çaresizlik var; çaresizlik, en az insanımızın hissizliği, duyarsızlığı kadar boyun büküyor, büktürüyor.

Bir dönem İttihad-ı İslam siyaseti gereği yakın alaka duyduğumuz, çare aradığımız Türk dünyasını değil, devletin kalbi mesabesindeki toprakları bile unuttuğumuz, devlet politikası olarak muhacirlere de unutturduğumuz bir hakikat olduğuna göre yine de son günlerdeki kıpırdanmayı küçümsememek gerekir.

Ferdî ve maşerî şuurun eğitim ve yetişme ile yakın ilgisi olduğu, tekrarlanan doğru bilginin şuur ve hassasiyet kazandıracağı da inkâr olunamaz bir gerçektir. Hiçbir şey için geç kalınmış sayılmaz.

Gariptir, doğuş ve gelişme senelerinde İttihad-ı İslam’ın merkezinde Osmanlı Devleti........

© Karar