Diktatörlüğün toplum bilimi
Son zamanlarda Türk entelektüeli, diktatörlüğün sosyolojisi diyebileceğimiz bir alana merak salmaya başladı.
18 Mayıs’ta, New York Times’da, Amanda Taub isimli bir yazar, diktatörlerin nasıl olup da ülkelere hâkim olduklarını anlatan bir kitabın tanıtımını yaptı. (https://bit.ly/dikta-ik ) Yazının başlığı, Aslında Demokrasi İnsan Kaynaklarında Ölür idi. Okuyunca, “Tamam.” dedim, “Bunu köşemde özetleyeyim.”. Derken bir baktım, benden önce o iş yapılıvermiş. Daha aynı gün X’de bir yazar, güzel ve uzunca bir özet yayımış. (Şimdi onu bulmaya çalıştım,bulamadım.) Ardından T24’te Mehmet Y. Yılmaz, kaliteli bir özet verdi (https://bit.ly/myyilmaz-ik ). Bana da kala kala, Türk entelektüelinde ve yazarlarında diktatörlük sosyolojisine bu ani merak artışını rapor etmek kaldı.
DİKTATÖRLÜKLERİN ORTAK TARAFLARI
Toplum bilimi bu işte. Benzer olayı A, B, C ülkesinde gözlüyorsunuz. “Ortak tarafı nedir?” diye merak ediyorsunuz ve arayıp buluyorsunuz. Hani Wilfredo Pareto dâhisinin “residü” dediği kalanlar, invaryantlar, değişmeyenler ortaya çıkıyor. Taub’un anlattıkları, bir akademik incelemeye, iki Alman öğretim üyesinin, Christian Gläßel ve Adam Scharpf’ın, geçtiğimiz Şubat’ta yayımlanan Diktatörlükte Kariyer Yapmak: Baskı ve Darbelerin Arkasındaki Gizli Mantık kitabına dayanıyor. Özet şöyle: Diktatörlerin hâkim, polis ve benzeri kadrolara ihtiyacı vardır. Ülkelerin köklü kurumlarında bu tipleri bulamazlar.........
