Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı |
2013’te yine Öcalan’ın örgütüne silah bırakın çağrısıyla başlayan ikinci çözüm sürecinde de aynı şeyi yaşadık… Suriye’de bağımsız bir devlet kurma hayali karşılığında Türkiye’deki süreci bitirmeye karar veren örgüt “Rojava’da Kürtlere karşı soykırım yapılıyor, Türk devleti de bunu destekliyor” propagandasıyla Kürt vatandaşlarımızı sokağa dökmeye çalıştı.
Bu güçlü ve etkili propaganda hükümetin yürütmesi gereken bir kamu diplomasisi hamlesiyle boşa çıkarılabilir veya etkisizleştirilebilirdi. Bu yapılamadı. (PKK ise halkın bir kesimi nezdindeki kredisini “hendek” provokasyonuyla kendi kendine bitirdi. Ama daha sonra bizim hükümet “Yallah Kürdistan’a” retoriği ve HDP’li belediyelere kayyum atamak gibi uygulamalarla durumu yine tersine çevirmeyi başardı! Ama bu başka bir konu…)
Bugünkü “çözüm” sürecinde de benzer bir tablo oluştu karşımızda. Hepimize deja vu dedirten bir tablo...
Yalnızca, MHP lideri Bahçeli’nin Meclis kürsüsünden Öcalan’a yaptığı “Çıksın, terörün bittiğini ilan etsin” çağrısından bir hafta sonra DEM Partili belediye başkanlarının yerine kayyum atanması gibi tuhaflıkları kastetmiyorum… bunlar iktidar içi mesajlaşma yöntemleri herhalde.
Bunun yanı sıra, sürecin muhataplarının da Atlantik cihetinden esen rüzgara göre “bir öyle bir böyle” tavırlar takınmaları, Suriye’de bağımsız bir devlet kurma hayaline yeniden kapılıp masayı devirmeye kalkışmaları da deja vu dedirten........