İsrail ile savaşacağız derken…

Yalnızca Türkiye’de değil, İslam dünyasının her yerinde İsrail karşıtlığı “siyasi değer” üreten bir olgu. Filistin’de bir asırdır sürdürülen işgal, sürgün, katliam ve nihayet soykırım politikaları yalnızca bölge insanını değil kendisine insan diyen herkesi İsrail karşıtı yaptı. Dolayısıyla siyaset kadroları böylesi bir atmosferi göz önünde bulundurmak zorundalar.

Bu yüzden bölgedeki yönetimler İsrail ile “zorunlu” ilişkilerini el altından veya kapalı kapılar arkasında yürütmeyi tercih ediyorlar öteden beri.

Suudiler ile Körfez şeyhlikleri son dönemde biraz da Trump’ın zorlaması sonucunda işbirliklerini nispeten daha açık bir alana taşımak mecburiyetinde kalmış olsalar da utangaçlıklarını tamamen terk etmiş değiller.

Kendi toplumlarına veya bölge kamuoyuna seslenirken başka türlü, ABD’li yetkililerle görüşürken başka türlü konuşuyorlar yine.

İran’a karşı açık açık ABD/İsrail safında yer alan ülkeler bile Tel Aviv yönetimine laf söylemeden Tahran’ı hedefe koyamıyorlar.

12 ülke dışişleri bakanının katıldığı “İslam ve Arap Ülkeleri Olağanüstü İstişare Zirvesi”nin ardından yayımlanan bildiri bunun........

© Karar