Hukuk neden umurumuzda değil?
13. yüzyılda Anadolu Selçuklu Devleti dağılmış, ülkenin dört bir yanında bağımsız devletçikler ortaya çıkmıştı. Bu beylikler arasında baş gösteren egemenlik mücadelesi, bunların en küçüğü olan ve en batıdaki topraklarda kurulup mucizevi şekilde büyüyen, Osmanoğulları’nın galibiyetiyle sonuçlanacaktı.
Başlangıçta fetih ekonomisine dayanarak gelişen, bilahare üretim ve vergi mekanizmalarını merkezden başarıyla yönetebilir hale gelen Osmanlı devleti tımar sistemiyle işleyen askeri gücü sayesinde de giderek merkezi bir imparatorluğa dönüşecekti.
Aynı 13. yüzyılda Avrupa’da ise bambaşka bir egemenlik mücadelesi başladı… Osmanlı, bugünkü ders kitaplarının ifadesiyle, “Selçuklu sonrasında beyliklere bölünmüş olan Anadolu’nun siyasi birliğini sağlamıştı.” Avrupa’nın büyük bölümünde ise Roma düzeninin yıkılmasını izleyen süreçte “birlik” sağlanamadı. Türklerin Anadolu’ya gelişlerindeki gibi büyük ve ani bir dalga halinde gelip Avrupa’yı istila etmiş olan Germen toplulukları burada Türklerin birkaç yüzyıl sonra Anadolu’da yapacağı şekilde bir siyasi birlik oluşturamadılar. Yerel iktidar ise feodal beylikler ve küçüklü büyüklü krallıklar ile Katolik kilise teşkilatının elindeydi.
Ne var ki 13. yüzyıla gelindiğinde Avrupa’nın kuzey ve batı bölgelerinde ana çekirdeğini tüccar sınıfının oluşturduğu burjuva sınıfı artık yeni bir toplumsal güç olarak çoktan sahneye çıkmış bulunuyordu. Bu yeni güç özellikle ticaretin ülke çapında güvenlik içinde sürdürülmesi ve her yerde standart bir vergiye muhatap olmak arzusuyla feodal iktidarların zayıflayıp merkezi krallıkların gücünü arttırması için çaba gösterdi.
13. yüzyıl Batı Avrupa’sında gerçekleşen en mühim hadise şehirlerin ekonomik ve siyasi üniteler olarak başlıca özerk güç merkezlerine dönüşmesiydi. Önceki yüzyıl boyunca çoğu kırsal pazar ve panayırlar güvenlik gerekçesiyle yavaş yavaş şehirlere taşınmış, feodal malikanelerdeki (“manor”) üretim de şehir merkezlerine kaymıştı. Bunun sonucunda, kıta genelinde son iki asırda meydana gelen nüfus patlamasının da etkisiyle, mevcut şehirlerin nüfusunun önemli ölçüde artışı yanında bazı yeni şehirler de bu yüzyılda ortaya çıkmıştı. Aynı zamanda bilim, sanat, eğitim alanlarında gelişmelerin başladığı,........
