‘Hem siyaset hem ticaret’ milletin cebinden |
Lüks moda ürünlerinin Türkiye’de bulunmadığı dönemlerde hali vakti yerinde olanlar alışveriş için Paris’e, Milano’ya vs. giderlerdi. Orta halli insanlar ise yurtdışında bir yerlere yolları düşerse burada bulunmayan veya dışarıdan ithal edildiği için pahalı olan -elektronik eşya gibi- birtakım ürünleri ucuza alma fırsatını kaçırmazdı.
Bizim gibiler de kitap, dergi, plak peşindeydi. O yıllarda yurtdışından kitap getirtebiliyorduk. Şimdilerde Avrupa’dan veya Amerika’dan kitap almak için küçük bir serveti gözden çıkarmak gerekiyor. ABD’de en ucuz kitabın fiyatı 20-25 dolar. On yıl öncesine kadar 25 dolar aşağı yukarı 50 TL demekti, bugün bin küsur lira. Demek ki örneğin beş adet kitap sipariş ettiğinizde en az beş bin TL ödüyorsunuz, posta masrafı hariç. Geçen on yılda geliriniz döviz kuru kadar -yani yirmi kat- artmamışsa bunlar artık yüksek meblağlar. Akademik eserler ve hardcover neşirler çok daha pahalı, bu arada. Yine de fırsat düştüğü takdirde Londra’daki bir sahaftan yapacağınız alışverişin Türkiye’ye nispetle epeyce daha ucuza mal olacağı muhakkak.
Kitap dışındaki ürünler için de aynı durum geçerli… Küreselleşme giderek artarken, “burada bulunmayan ürün” pek kalmadı ama özellikle bugünlerde “burada ucuza bulunamayan ürünler” çoğaldı. Aslına bakarsanız, burada ucuz olmayan ürünler oralarda da ucuz sayılmaz. Daha doğrusu “bizim için” ucuz sayılmaz. Çünkü yaşadığımız problem esas olarak son on yılda milli paramızın astronomik ölçüde değer kaybetmesinin neticesi. Buna rağmen birçok ürün ve hizmet yine de yurtdışında daha ucuz. Akıl alır gibi değil…
Şimdi artık online alışveriş imkanı da var ve birçok insan ufak tefek ihtiyacını yurtdışı merkezli alışveriş sitelerinden tedarik etmeye çalışıyor. Yakın zamana kadar 30 Euro (1500 TL) sınırının altındaki alışverişlerden gümrük vergisi alınmıyordu. Özellikle gençler aksesuar ve hobi ürünlerini, kimi meslek mensupları........