Trump’ı ilk örnek mi sandınız…

Venezuela devlet başkanı Nicolas Maduro’nun yatağından kaldırılarak ABD’ye götürüldüğü operasyon, beklenebileceği gibi, günledir haberlere ve yorumlara konu oluyor.

Nasıl olmasın ki… Egemen bir devletin seçimle iş başına gelmiş lideri, uluslararası kamuoyunun gözleri önünde, bir başka ülkenin askerleri tarafından haremine girilerek kaçırıldı.

ABD Maduro’yu ‘uyuşturucu kaçakçısı’ töhmetiyle yargılayacakmış…

Donald Trump bütün operasyonu baştan sona heyecanla izlemiş; övünerek anlatıyor…

“Bunu ancak ben yapabilirdim” havasında Trump. Uzman olan olmayan yorumcular da, genellikle, Trump’ın kişisel özelliklerini öne çıkartarak operasyonu değerlendiriyor…

Oysa bu yanlış bir yaklaşım.

Evet, Trump eskilerin ‘nev-i şahsına münhasır’ dedikleri türden bir özel olay ve ülkesi tarihini kendisiyle başlatma hevesinde olduğunu hiç saklamıyor; ancak ABD tarihi şimdikine benzer örneklerle bezenmiş durumda.

ABD, kendisine kafa tutan liderlere veya göz dikilecek önemli değerlere sahip ve o değerlerden yararlanmasına izin vermeyen ülkelere, geçmişte de, benzer operasyonlarda bulunmuştu.

[‘Johnson mektubu’ ile Kıbrıs konusunda, daha sonra afyon ekimini yasaklatmada ve tabii darbeler ile darbe girişimlerinde bizim tarihimizde de ‘ABD parmağı’ belirgin değil midir?]

Trump’ın özelliği, eskiden gizleme ihtiyacı duyulan ve suçlanıldığında inkar yoluna sapılan türden eylemleri hiç sakınmadan kendi reklamı için kullanabilmesi…

Yaptığından utanmadığı gibi övünüyor da…

Çok eskilere, Avrupalı devletlere “Burası benim çöplüğüm” edasıyla Latin Amerika konusunda kafa tutulan 1817-1825 arasının ABD........

© Karar