Saadet Partisi ‘Türkiye Divanı’nın hatırlattıkları…
En çok filmler ve dizilerde karşılaşılan bir tekniktir ‘geriye dönüş’ (flashback); günü yaşarken birden bazen çok önceki bir olaya götürülürsünüz…
Önceki gün, ‘Saadet Partisi Türkiye Divanı’nı salonda izlerken öyle bir ‘flashback olayı’ yaşadım: Saadet’in yeni lideri Mahmut Arıkan’ın konuşması sırasında “Seçime hazır mısınız?” sorusuna salondan yükselen “Hazırız” cevabı üzerine, akıllı telefonumun “Bu yükseklikte bir gürültüye uzun süre maruz kalmak sağır yapabilir” uyarısıyla…
Zihnim, hemen, yakın tanıklarından olduğum “Türkiye’nin muhafazakar siyaset tarihi” diye özetlenebilecek son yarım asrın değişik sahnelerine doğru yola çıktı.
Yıl 1968 olmalı. Odalar Birliği (TOBB) genel sekreterliğine seçilmeyi başarmış genç bir profesör ülkenin dört bir tarafında tıklım tıklım dolu salonlarda konuşuyor…
Prof. Necmettin Erbakan; konferansının konusu ‘İslam ve İlim’…
İzmir’in Çiğli Havaalanı’na eşi ve kucağındaki kızıyla indiğinde kendisini uçağın yanına kadar giderek karşılayanlar, bazısı diğerleriyle ilk kez orada tanışacak olan kentin muhafazakarlarıydı.
İzmir’in en büyük spor salonu erkenden tepeleme doluyor; dışarıda kalanlar, kendisini görme umuduyla yerlerinden ayrılmıyor…
Başbakan Süleyman Demirel, üniversite günlerinden tanıdığı Erbakan’ın seçilerek geldiği TOBB’taki görevine kanunsuz bir şekilde son verdiriyor…
Yıl 1969. Erbakan 39 arkadaşıyla ‘bağımsızlar hareketi’ni başlatıyor ve Konya’dan milletvekili seçiliyor…
Konya’da, İstanbul’da ve Aydın’da kampanyaları izliyorum. Daha önce seçimlerde ‘sağ’ partileri oylarıyla desteklemiş ama hiçbir siyasi faaliyetin içerisinde olmamış yüzbinlerin bu yeni hareketin gönüllüleri haline geldiklerini gözlemliyorum.
Ankara-Konya yolunda otomobilin içerisindeyim, Tekyol dergisi için Erbakan’la ilk mülakatımı gerçekleştiriyorum.
Seçimin ardından Milli Nizam Partisi’ni (MNP) kuruyor Erbakan ve Adalet Partisi’nden seçilmiş iki milletvekili de MNP’ye katılıyor.
Partinin gördüğü ilgi askerleri tedirgin ediyor…
12 Mart (1971) müdahalesi biraz da Erbakan’ı ve partisini durdurmak amacıyla gerçekleşiyor; MNP’yi Anayasa Mahkemesi’ne kapattırıyorlar…
Erbakan ilk fırsatta yeni bir partiyle siyasi hayata dönüyor…
Milli Selamet Partisi (MSP) ile (1972)…
İlk seçimde ‘anahtar parti’ haline geliyor MSP ve ‘tarihsel yanılgı’ya son vermeye kararlı Bülent Ecevit ile CHP-MSP koalisyon hükümeti kuruluyor (1973)…
Erbakan başbakan yardımcısı. Makamında görüşüyoruz. Yapacaklarını anlattığında duyduğu yüksek heyecan hemen fark ediliyor. Görüşmemiz sırasında iki kez “Bakanlar Kurulu toplandı” ikazına aldırmıyor, ancak “Başbakan toplantıyı başlatmadı, siz bekleniyorsunuz” denildiğinde yerinden kalkıyor…
‘Kıbrıs Barış Harekatı’na CHP’yi sürükleyen Erbakan. Harekat sonrası, durumu partisi lehine kullanmak için koalisyonu bozuyor Ecevit, bu arada MSP safları da karışıyor…
Milliyetçi cephe koalisyonlarında yine hükümette MSP…
Yeni darbe -12 Eylül 1980- sonrasında MSP’yi de kapattırıyor askerler…
Erbakan Zincirbozan’da hapis…
Uzatmaya gerek yok: Partileri -MNP, MSP, RP- kapatılsa ve hapse atılsa da Erbakan hep siyasette ve 1995 seçimi sonrasında DYP ile kurulan Refahyol hükümeti ile başbakan da oluyor…
Konya yolunda ilerlerken gerçekleştirdiğim mülakatta kendisine yönelttiğim “Üniversite hocasıyken siyasete neden girdiniz?” soruma verdiği cevabı hiç unutmadım:
“Almanya’dan doktoramı alıp ülkeye döndüğümde, geriliğimizi ortadan kaldırma projemi, önce sanayicilere, sonra asker-sivil ilgililere aktardım, bir sonuç alamadım. İşadamlarını ikna ederim diye TOBB’a girdim. Olmadı. Projem için iktidardan başka bir yol yok; o sebeple işte şimdi sizinle yollardayız.”
Başbakanlığı bir yıldan az sürebildi; 28 Şubat süreci (1997) ile projesinin önü bir kez daha kesildi.
Hareketi, projesine sahip çıkan yeni kadrolar eliyle günümüzde sürdürülüyor.
Saadet Partisi’nin Ankara’da devasa bir salonda gerçekleştirdiği ‘Türkiye Divanı’nda yükselen “Hazırız” nidaları, bana, Erbakan’ın siyasi şahsiyet olarak varlığının bilinir hale geldiği günlerde ülkede uyandırdığı heyecanın bugün de sürdüğünü hatırlattı.
Toplantıyı izleyen genç meslektaşlara, o gün tanık oldukları kitlesel heyecanın, MNP ve MSP günlerini gözümde canlandırdığını söylemekten kendimi alamadım.
Genel başkan seçileli henüz iki yılı bulmamış Mahmut Arıkan ve siyaset arkadaşları, ancak iktidara gelerek ülkeye hizmet edilebileceği esasına dayalı Erbakan projesini yeniden canlandırarak, Saadet Partisi’ni uzun erimli bir yolculuğa hazırlıyorlar…
Zorlukların elbette farkındalar.
Pazar günü Ankara’ya koşan Saadet kitlesinin heyecanı ve Mahmut Arıkan’ın konuşmasında çerçevesini çizdiği iktidar programı, Yeniden Refah, DEVA ve Gelecek partileri yönetimlerini düşündürmeli…
Hiç değilse, önlerindeki %7 seçim barajının varlığını hatırlatmalı…
