menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hukuk rasyonel zemine oturabilir mi?

55 0
30.04.2026

Sizin de dikkatinizi çekiyor mu? Adalet Bakanı Akın Gürlek’e dair orta da aşağı yukarı şöyle bir fotoğraf var: Göreve geldiği günden bu yana dikkat çekici bir şekilde bir ayrışma stratejisi güdüyor gibi. Hatta ‘gibi’ demek fazlasıyla temkinli, galiba tam olarak bunu yapıyor.

Aynı kabinede birlikte görev yaptığı bakanlarla da selefleriyle de arasına görünmez ama çok keskin bir çizgi çekmiş durumda. Çizginin bir yanında kendisi duruyor; diğer yanında ise sanki başka bir iktidarın mensuplarıymış gibi konumlandırdığı eski ve mevcut kadrolar var.

Yaptığı bu ayrışma ona muazzam bir hareket ve konuşma rahatlığı sağlıyor. Sanırım kendisini aynı siyasi iktidarın sürekliliğinin bir parçası olarak değil, iktidarın sürekliliğinin dışından gelen bir “düzeltici aktör” gibi konumlandırıyor. Başka bir ifadeyle Gürlek, aynı iktidarın hukuk mirasını devralan bir bakan gibi değil; o mirası tashih etmeye gelmiş bağımsız bir hukuk adamı gibi konuşuyor.

Bu dönemin hukukunun Kemal Derviş’i gibi.

Mesela altı yıl boyunca sümenaltı edilen Gülistan Doku dosyasını, soruşturmanın ‘hiçbir kişi ya da makamın hukukun üstünde olmadığı ilkesiyle’ yürütüleceğini söyleyerek ve “Yargı o vali, o kaymakam, o siyasetçi, o belediye başkanı diye bakmaz, ucu nereye giderse gitsin üzerine kararlılıkla gidilecek” meydan okumasıyla yeniden açması, ortaya açık bir irade koyması bunun somut örneklerinden biridir.

Bakan Gürlek’in bu tavrını yalnızca bir kayıp dosyasına ilişkin adli hassasiyet mesajı olarak mı okumalıyız? Bence hayır. Bilakis ortaya koyduğu bu irade geçmişte bu dosyaların neden sonuçlandırılamadığına dair baya baya bir eleştiridir.

Ve aynı zamanda Gürlek, Gülistan Doku dosyasına ilişkin “ucu nereye giderse gitsin” meydan okumasıyla -ki ben kullandığı dilin, söylemin gayet bilinçli bir tercih olduğunu düşünüyorum- yalnızca dosyalardaki muhtemel sorumluları değil, bu dosyaların yıllarca aydınlatılamadığı dönemlerde görev yapan Adalet Bakanlarını, İçişleri Bakanlarını, soruşturma makamlarını ve idari sorumluları da tartışmalı hale getirdi.

Çünkü bu ifade, dosyanın artık yalnızca maddi gerçeğe ulaşma bakımından değil; soruşturmanın etkinliği, tarafsızlığı ve kamu makamları karşısında yargının bağımsız hareket edip edemediği bakımından da yeniden ele........

© Karar