Kürtlerin arayışı ve zamanın ruhu

Zamanın ruhu, iklimi ve koşulları önemlidir. Sorunlar da çözümler de bunlara göre şekil alır.
Kürt meselesi, Kürt politikası ve Kürt hareketi de aynı kurallara tabidir.

PKK isyanı itibarıyla ele alındığında, Kürt meselesinde bu bakımdan üç büyük evreden geçildiği görülür.

Soğuk Savaş yıllarında Kürtler, bulundukları tüm ülkelerde ağır baskı altında yaşadılar; varlıkları her anlamda reddedildi, kültürleri dışlandı, hatta cezalandırıldı. İtirazları ve ayaklanma girişimleri sert biçimde bastırıldı. Bu dönemde uluslararası arenada rejimlerin ideolojik nitelikleri esas alınır, siyasi hareketler ideolojik eğilimlerine göre destek bulurdu.

Ayrılıkçı hareketler zamanın ruhuna uygundu. Nitekim PKK’nın ilk dönemleri, “bağımsız devlet” ve “silahlı mücadele” hedefleriyle bu istikamette varlık gösterdi. Kürt meselesinin tek kaldıracı şiddet ve örgüttü. Devlet açısından Kürt kimliği yoktu; örgütün varlığı bir eşkıya grubuyla açıklanırdı.

1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılması, dünyayı, küresel ilişkileri, dengeleri değiştirdi ve ikinci evreyi başlattı. Komünizm modeli iflas ederken, siyasal liberal değerler önemli ölçüde zemin kazandı. Kürt meselesi de zaman içinde; örgütün tutumu, devlet politikaları ve aktörlerin sivilleşmesi gibi yönleriyle bu değişimden........

© Karar