Geri dönüş mümkün mü?
Türkiye’deki iç siyasi tartışmaların pek çok kritik yönü var.
Bunlardan birisi, belki de en önemlisi, genel anlamıyla “yargı”meselesi.
Olması gereken belli:
Yasa, düzenleme ve uygulamaların evrensel hukuk kriterlerini esas alması, yargıçların liyakat esaslarına göre seçilmesi, temel hak ve özgürlüklerin hukuk ve yargı güvencesi altında olması, bu nitelikte bir yargı denetiminin varlığı...
Ne var ki olan farklı.
Bu topraklarda yıllardır bunların yokluğu veya eksikliği hüküm sürer.
Ataerkil, cemaatçi ve faydacı bir siyasi kültür, bu açıdan belirleyici bir rol oynar.
Otoriter-merkeziyetçi bir geleneğin ve darbelerin gölgesinde hazırlanmış, yetki-sorumluluk bağlantısını koparan, yargı gücünü sistematik siyasi ve idari denetime tabi kılan anayasalar, bu yokluk ve eksikliğin ana kaynaklarından birisini oluşturur.
En nihayet, siyasi partiler düzenine egemen olan çoğunlukçu millî irade anlayışı, kuvvetler ayrılığını sarsan, yargıyı siyasi güce tabi kılan adımları düzenli olarak normalleştirir.
Model belki yeni değil.
Ancak bugün, bu........
