We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bilginin hızı

5 1 4
26.11.2020

Türkiye toplumu olarak muhafazakar bir yapıya sahibiz. Muhafazakarlık kastım ideolojik değil. Davranışlarımızı değiştirip yeniliğe ayak uydurmakta direnen, eski alışkanlıklarımızı terk etmemeye meyilli bir toplumuz.

Toplum olarak sıklıkla kullandığımız “çağın gereklerini yerine getirelim” sözü maalesef muhafazakar yanımız iş eyleme gelince ağır basıyor. İstediğimiz arzuladığımız durumlar olmasa da çağın doğruları ile bizim arzuladıklarımız zıtlaşsa da çağdan kendimizi koparıp yaşamak gözlerini kapatıp kendini karanlığa mahkum etmek ile eş değer.

Salgın döneminde uzaktan eğitime ayak uydurmakta da aynı durumu yaşıyoruz. Dünyada bilgiye ulaşmanın yol ve yöntemleri değişti. Eğitim ve öğretimin de aynı mekan içinde yüz yüze anlatımla olmadığını mart ayından beri görüyoruz, yaşıyoruz.

Salgın sürecinin ne zaman biteceği belirsiz. Bitmesini beklemek de abes. Kapıya gelip dayanan ve kapıyı çalan süreci görmeyip duymayıp sağır olmak bekletenin zarar hanesine yazılıyor.

Geldiğimiz nokta; uzaktan eğitimi kötüleyip uzaktan eğitime direnmekten vazgeçmek bir zorunluluk. Çağ bunu dayatıyor bize, bunun doğrularını yanlışlarını tartışmanın da zamanı değil , bizde oturup eğitimin bütün paydaşlarıyla kafa kafaya verip uzaktan eğitimi çocuklarımız için ülkemiz için daha yararlı hale nasıl dönüştürebiliriz bunun zihin jimnastiğini yapmamız lazım.

Uzaktan Eğitime karşı çıkmak halihazırda eğitim gören öğrencileri, eğitim veren öğretmenleri ve eğitimden umut bekleyen ebeveynleri hem yıpratır hem de yaşının gereği alması gereken eğitimden çocukları mahrum bırakır .

Salgın sürecinin biteceği zamanı bekleyip süreç sonrası kaldığımız yerden devam ederiz demek yaşken eğilen ağaç o vakte kadar kurur. Yaşken eğip........

© Karar


Get it on Google Play