Öyleyse buyurun "Müslüman saati" tartışmasına
Kazak Abdal'ın tarifiyle evde ayran içecek kırık tası olmayıp kahvede fağfuri fincan beğenmediğimiz bir seneydi.
Anketlerde öncelikli sorun ve taleplerin en başında hep aş, iş, adâlet, işleyen demokrasi çıkıyordu. Ama onları bırakıp pantolonla, ceketle, yılbaşıyla, müzikle, eğlenceyle, miladi takvimle kavgaya davetler aldığımız bir yıl oldu.
Ben de halka biçilen bu yerli ve milli gündemi 2026'da geliştirmeyi önerdim. Dedim ki madem öyle, sıra Haçlı Batı'nın saat sistemine gelsin. Hepsi bitti, bir onla kavga kaldı.
Halkın güya gerçek gündemi 2026'da da neden bu olmasın ki?
Ecdadın yüzyıl önce terk ettiğimiz ezani saatine dönmeyi bu yıl da tartışmayacaksak ne yıl, diye üsteledim.
Dünkü yazıma gelen okur yorumlarından biri dikkatimi çekti. Ahmet Haşim'in Gurebahane-i Laklakan kitabındaki yazılarından Müslüman Saati'ni mutlaka okumaya çağırıyordu.
Herhalde şu hatırlatmam üzerine tetiklendi:
"Günün akşam ezanıyla başladığı Doğu saatini yüzyıl önce terk ettik. Bugünkü Batı saatine geçtik. 1912'de Dahiliye Nezareti, alafranga saati zorunlu kılan bir genelge yayımladı. Cumhuriyet’in ilanından sonra 1925'te de kanuna bağlandı. 'Türkiye Cumhuriyeti dahilinde gün, gece yarısından başlar' hükmü kondu..."
Mevzuyu can evinden yakalayan okur dikkati budur işte.
Önce gelin, hakkını vermek için büyük şairimizin Müslüman Saati yazısından sadeleştirilmiş kesitler okuyalım birlikte. Sonra basit bir sorum olacak.
AHMET HAŞİM'İN "MÜSLÜMAN SAATİ" YAZISI
"Eskiden........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin