menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Taha Akyol’dan Albert Camus’ye…

51 8
22.02.2026

Taha Akyol’un “Dünyayı Bölen Devrim – Sovyet Sosyalizminin Yükselişi ve Çöküşü” isimli kitabını okurken, Albert Camus’nün Başkaldıran İnsan’ındaki değerlendirmelerini hatırladım.

Soru şu: Acaba Lenin’in devrim ideolojsi olarak ifade ettiği “Bilimsel sosyalizm” ve “Proletarya diktatörlüğü” gerçekten bir emek iktidarını mı hedefliyordu?

Camus önce “Bilimsel sosyalizm”in bilimsel olmadığını söyler. “Bilimsel olmak şöyle dursun, der, aynı zamanda determinist, kehanetçi, diyalektik ve dogmatikti. Başarısızlığı da bundan ileri geliyor.” (Başkaldıran İnsan, s.259)

Şu notları Camus’den aldım:

(Rus komünizmi denince Lenin çizgisini konuşmak gerekir. Lenin’e göre “Devrim ekonomi ya da duygu işi değil, askerlik işidir.” Yani güç kullanma meselesi. Proletarya da orada “gücün fonksiyonu”nu icra edecektir. Yoksa Camus’ye göre “daha 1902’de işçilerin kendi başlarına bağımsız bir teori yaratamayacaklarını kesinlikle bildirmektedir.” (Age. s. 267)

Bu durumda “Proleterler iktidarı askerlere ya da aydınlara, yani kendilerini köleleştirmekten geri durmayacak olan geleceğin askerlerine vermek için dövüştüler ve öldüler.” (s. 257)

Lenin şöyle der: “Bu makine ya da lobutla (devlet), her türlü sömürüyü ezeceğiz, yeryüzünde sömürme olanakları, toprakları, fabrikaları bulunan kişiler, açların burnu dibinde tıka basa göbek şişiren insanlar kalmadığı, böyle şeyler olanaksız duruma geldiği zaman, evet, ancak o zaman rafa kaldıracağız bu makineyi. O zaman ne devlet olacak, ne sömürü.” (s. 273)

Camus Lenin’in bu ifadelerini şöyle okuyacaktır:

“Öyleyse artık belirli bir toplumda değil, bütün yeryüzünde, bir ezilmiş ya da bir mal sahibi kaldığı sürece, devlet de kalacaktır.........

© Karar