Kaçınılmaz ama zor çözüm |
“Sürec”in başlama vuruşunu yapan isimdi; Devlet Bahçeli.
En son grup konuşmasında, biraz da Maduro’ya yapılan operasyon ikliminde şöyle konuştu:
“Şimdi anlaşıldı mı, iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz? Şimdi anlaşıldı mı ‘Terörsüz Türkiye’ hedefindeki ısrar ve irademiz? Şimdi anlaşıldı mı ‘Türk’ü sevmeyen Kürt, Kürt’ü sevmeyen de Türk olmaz’ söz ve beyanımızdaki sahicilik ve sağlamlık?”
Ancak aynı konuşmada Bahçeli, yüzündeki öfkeyi tasavvur edin, o ton ile şunları da söyledi:
"Ya mutabakatla ya da zorla Suriye'nin üniter yapısı, siyasi ve toprak bütünlüğü kategorik olarak tesis edilmeli."
Bir düğüm vardı süreci tıkayan, Suriye ve SDG düğümü. Bahçeli ondan bahsetmediğinde her şey güllük gülistanlık yürüyor gözüküyordu. Ama orada düğüm vardı. V nihayet onu seslendirdi Bahçeli.
Aslında epey bir zamandır hem Dışişleri hem Milli Savunma Bakanları da “SDG problemi”ni dile getiriyorlardı.
Bahçeli’den hemen önce, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, kuvvet komutanları ve bakan yardımcılarının da hazır bulunduğu madalya töreninde Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler şöyle konuşmuştu:
"Biz samimi olarak bu sürecin başarılı olmasını arzu ediyoruz. Ancak bunun için PKK ve iltisaklı tüm gruplar fesih kararı kapsamında Suriye dahil, bulundukları tüm bölgelerde derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli ve koşulsuz olarak silâhlarını teslim etmelidirler. Başta PKK/PYD/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum." . (Ayrıca MSB adına ‘Şam yönetimi yardım isterse talep yerine getirilecek’ açıklaması yapıldı)
Türkiye’nin tavrı: “Ya mutabakatla ya zorla…”
Tam bunların konuşulduğu........