We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Dış politika dili

288 3 8
16.02.2020

Tayyip Erdoğan’ın İslam ülkelerinin temsilcileri ile buluştuğu ya da islami bir tema için gerçekleştirilen tüm toplantılarda en dini dili kullandığı bir gerçektir. Bu onun “sahici” yanıdır.

Bu çizginin bir boyutunun “dış politika”ya yansıdığı da bir gerçektir. İslam İşbirliği Teşkilatı toplantılarında ya da mesela bugünlerde Pakistan Meclisi’nde yaptığı konuşmalarda ortaya konan dil, “İslamcı” ya da “Ümmetçi” bir dildir. Bana göre bu da onun “sahici” yanıdır.

İçerde herhangi bir islami toplantıda o zeminin gerektirdiği dili kullanmak, laik çevrelerde yadırgansa bile Müslüman bir toplumda “sahici” kimliğin tezahürüdür. Türkiye, o dilin içerde bile sorun haline geldiği zamanları yaşamıştır.

Dışarıya gelince… Cumhuriyet Türkiyesi, yola Hilafeti kaldırarak çıkmıştır. Bunun bir sebebi, içerdeki laikleşme operasyonuna uyum ise, diğeri de dış politikada “Hilafetin uluslararası etkisi”nden rahatsız olan ülkelere “Biz artık o misyonda değiliz” mesajı vermekti. İslam ülkeleri yok farz edilmiyordu ama küresel bir misyon birlikteliği de amaçlanmıyordu.

Sonraları, yine “küresel misyon birlikteliği” görüntüsü vermeden İslam ülkeleri ile ekonomik, kültürel, tarihi ilişkilerin geliştirilmesi yönünde adımlar atıldı.

“Ümmet misyonu”na ilişkin düşüncenin her şeye rağmen derin bir mecra olarak devam ettiği bir gerçektir.

Siyasi anlamda Refah çizgisinin bu düşünceyi alana taşıdığı söylenebilir. İlk somut meydan okuyuş da D-8........

© Karar