DEM rol kargaşası yaşıyor |
Süreç “Suriye hendeği”ni atlatmaya çalışıyor. Bir bakalım:
Türkiye SDG’yi bir “dış mesele” olarak görmüyor.
DEM Pcarti de son aldığı tavırla SDG’yi “dış mesele” olarak görmediğini ortaya koymuş bulunuyor.
Türkiye SDG’yi PKK’nın devamı bir silâhlı örgüt olarak değerlendiriyor. PKK terör örgütü idi, Türkiye onu tasfiye etmek için büyük mücadele verdi, Türkler’den – Kürtlerden binlerce kişi can verdi, şimdi, PKK’nın kendini feshiyle başladığı ifade edilen bir süreç sonrasında Suriye’de, Türkiye’nin hemen burnunun dibinde yeni bir silahlı örgüt yapılanmasını “Türkiye’ye tehdit” olarak değerlendiriyor.
DEM’in geldiği siyasi çizgi, hiçbir zaman PKK’yı terör örgütü olarak nitelemedi, tamam, kendisi meşru siyaset ortamında çalışıyordu ama, terör örgütüne de mesafe koymuyordu. Onun için de “terör örgütünün siyasi uzantısı” olarak tanımlandı. “Meşruiyet ile yasa dışılık” arasında bir yerlerde muamele gördü. “Kayyımlık” vs. oralardan çıktı.
DEM çizgisi şimdi de Suriye’deki silâhlı yapıyı, SDG’yi “Terörr örgütü” olarak görmüyor, içerdekine benzer bir pozisyon içinde SDG’yi savunuyor.
Ankara’nın geldiği “SDG’nin en azından silâhlı yapısının tasfiyesi” talebine karşı mücadele veriyor.
Ankara bu tavrını yakın zamana kadar Dışişleri Bakanı Fidan ve MSB Bakanı Güler tarafından seslendiriyordu, DEM bu iki ismi “süreci baltalama rolü üstlenmek” ile itham ediyordu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bahçeli, muhtemelen içerdeki sürecin nezaketi sebebiyle sessiz kalıyorlardı, en son Erdoğan da Bahçeli de, SDG’nin silâhlı yapısının tasfiyesini seslendirmeye başladılar, DEM de bu tavrı “tehdit dili”........