Bir Netflix dizisi izler gibi
Küçük işler” diye yazmıştım birkaç gün önce… Hani büyük büyük idealizmlere yakışmayan işler anlamına…
O dört CHP’li Meclis üyesinin rozetlerini de Tayyip Erdoğan taksaydı nasıl olurdu?
Üsküdar Belediyesi operasyonlarında, üç Meclis üyesine gözaltı kararı verildikten sonra dört CHP’li üyenin de Ak Parti’ye katılmasını kastediyorum. Rozetleri il başkanı taktı, Erdoğan da rozet takıyor sık sık, belediye başkanı ya da milletvekili rozetlerini…
Büyük işler mi bunlar?
Bence değil. Hele şu Üsküdar, bağırıyor adeta siyasette ahlâkın geldiği yeri… “Muhafazakâr demokrat parti” öyle mi? Neresi “muhafazakâr” neresi “demokrat” bu işlerin? Siyasette muhafazakârlık erdemden, demokratlık vatandaşın oyuna sadakatten sıyrıldı da bizim haberimiz mi yok?
Bu iş, İstanbul 2019’da kaybedildiğinden beri şirazesini kaybetti.
Mart’ta 13 bin oyla kaybedildi, “13 bin oyla İstanbul el değiştirir mi?” mantığı izlendi.
Seçim YSK kararıyla iptal. Yargı kararı siyaseti dizayn etmeye böyle başladı.
Seçim Haziran’da yenilendi, bu defa “millet” 800 bin oy farkı ile kararında ısrar etti. Sizin “Başbakan”ınızı reddetti, “Beylikdüzü’nden gelen adam”ı başkan seçti.
Her iki seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan dahil iktidarın en baba adamları propaganda için meydanlardaydı, olmadı.
“Olmayış”ın sebepleri doğru okunsaydı, “Metal yorgunluğu” gerekçesiyle görevden alınan başkanların gerçekten neden metal yorgunluğu içine düştükleri doğru değerlendirilseydi, belki de vatandaşın sadece başkanları değil, doğrudan Ankara’nın yöntemlerini onaylamadığı ihtimali üzerinde de düşünülseydi böyle olmazdı.
Ankara Ankaralığına devam etti, geldi 2024 seçimlerine… Beylikdüzü’nden gelen adam bu defa 1.5 milyon fark attı iktidarın adayına karşı… Ki iktidarın adayı, doğrudan........
