Başörtülü kadın” Türkiye’de genelde “inanç özgürlüğü” çerçevesinde gündeme geldi. Öğrenci iken ya da kamuda çalışırken… Uzun seneler o mücadele ile geçti. Mağduriyetler oldu. Başörtülü öğretmenden, sağlık çalışanından, kamu görevlisi eşlerden Cumhurbaşkanı eşine kadar özgürlük sorunu yaşandı.

Hamdolsun o dönem geçti. Gerek eğitimde gerek tüm kamusal alanda başörtülü olarak var olunabiliyor.

Şimdilerde “başörtüsü”nün olması gerektiği ya da islâmî gereklerin öngördüğü gibi kişiliklere yansıyıp yansımadığı konusu tartışılıyor; cami kürsülerinde ya da köşe yazılarında… “Başörtüsünü kurtardık ama acaba genç kızların içindeki duyarlılığı mı kaybettik?”

Neyse, bu yazıda bunlardan girizgâh niteliğinde bahsedeceğim.

Asıl “Başörtüsünün bir başka hali”nden söz etmek istiyorum.

Mesela sağlık çalışanlarının eyleminde başörtülü bir hemşirenin mikrofonu eline alıp, diğer meslektaşlarının yanında, ücretlerin azlığından, çalışma şartlarının anormalliğinden bahsetmesi… O artık “Başörtülü hemşire” olarak çalışabiliyor, ama yönetimden başka bir talebi var: İnsanca bir ücret ve insanca çalışma ortamı…

Memleketi 20 küsur yıldır muhafazakâr bir iktidar yönetiyor.

Nasıl, şaşırmalı mıyız bu başörtülü hemşirenin muhafazakâr bir iktidarı da eleştiren tavrı karşısında?

Tv haberlerinde başka bir görüntü…

Mikrofon, market alışverişi yapan başörtülü bir kadına tutuluyor. Genç bir kadın… “Alışveriş nasıl gidiyor?” gibi bir soruya “Bir dokun bin ah işit” türünden yakınmalarla cevap veriyor.… Benzeri bir soruyu, pazar yerinde çevirip sorduğunuz başörtülü ev kadını da benzeri yakınmalarla cevaplandırıyor.

Dindar kocası tarafından dövülen, kimi zaman öldürülen, ya da eşini imam nikahlı iki – üç kadınla paylaşmak zorunda kalan başörtülü kadın gerçeği var.

Kadın cinayetlerini protesto eden kadınlar içinde başörtülü kadını görmek artık yadırgatmıyor.

Ücretli öğretmenlik yapan başörtülü kadın diğer öğretmenlerle birlikte eylemlerde rol alıyor.

Yeterli torpil bulamadığı için mülakatta elenen başörtülü kadın da öfkeli, onun başörtülü annesi de “mülakat protestoları”nda yer alıyor.

Kocası KHK operasyonlarında görevden alındığı daha kötüsü “iltisak – irtibat” gerekçesiyle cezaevine düştüğü için çocuklarını ayakta tutmak için çırpınan bilmem kaç bin başörtülü kadın öfke – isyan yumağı içinde kıvranıyor.

Köyündeki zeytin ağacını, dağındaki çam ağacını korumak için jandarma karşısında duran, direnmekten vaz geçmediği için yerlerde sürüklenen başörtülü, şalvarlı kadın gerçeği de günden güne artan ölçüde tv ekranlarına yansıyor.

Kendisini “Feminist” diye tanımlayan ve o alanda aktivist olmaktan kaçınmayan, “Kadın”a ilişkin Kur’an ve Hadis merkezli dini yorumları yeniden yorumlayan ve farklı değerlere ulaşan başörtülü kadınlarımız var.

Evde başörtülü annesinin konumunu sorgulayan başörtülü genç kız olgusu da söz konusu olabilir.

Başörtülü kadın”ı, Ak Parti sıralarında siyaset yaparken görmek olağan bir durum. Ama artık başörtülü kadının CHP saflarında, hatta daha ötede Yeşil Sol Parti, Türkiye İşçi Partisi saflarında siyaset yaparken görmek de olağan hale geldi.

Geçen gün, çalıştığı iş yerinde “sendika örgütlediği” için işine son verilen bir başörtülü kadın haberi vardı tv’de…

Unutmuş, görmemiş olabilirim, saydıklarıma belki başka görünümler de eklenebilir.

Kendini “muhafazakâr” diye tanımlayan ve “başörtüsünün her alanda görünebilirliği” konusunda önemli mücadele veren bir iktidar döneminde, “inanç özgürlüğü” bağlamının dışındaki rollerde ”başörtülü kadın” nasıl bir gelişmeyi haber veriyor olabilir?

Bence şu: Başörtülü kadın başörtüsünden ibaret değil. Başörtülü ama hayatın her alanında insan… Ve insan hangi roller içinde bulunuyorsa orada bulunacak…

Bilmiyorum muhafazakâr camiamız, mesela jandarmanın yerlerde sürüklediği çevreci başörtülü kadını nasıl değerlendiriyordur? Sendikal mücadele verdiği için işten atılan başörtülü kadını… Sağlık çalışanlarının mağduriyeti için mikrofonu eline alıp bildiri okuyan başörtülü kadını?

Hatta CHP safındaki, sol parti, Kürt partisi safındaki başörtülü kadını?

Şaşırmak anlaşılabilir… Ama yeni Türkiye’de, yeni İslam dünyasında, yeni dünyada farklı gerçekliklerle karşılaşmak kaçınılmaz. Bazı fotoğraflar sundum… Bence anlama çabası gerekir.

QOSHE - Başörtüsünün bir başka hali - Ahmet Taşgetiren
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Başörtüsünün bir başka hali

108 6
24.09.2023

Başörtülü kadın” Türkiye’de genelde “inanç özgürlüğü” çerçevesinde gündeme geldi. Öğrenci iken ya da kamuda çalışırken… Uzun seneler o mücadele ile geçti. Mağduriyetler oldu. Başörtülü öğretmenden, sağlık çalışanından, kamu görevlisi eşlerden Cumhurbaşkanı eşine kadar özgürlük sorunu yaşandı.

Hamdolsun o dönem geçti. Gerek eğitimde gerek tüm kamusal alanda başörtülü olarak var olunabiliyor.

Şimdilerde “başörtüsü”nün olması gerektiği ya da islâmî gereklerin öngördüğü gibi kişiliklere yansıyıp yansımadığı konusu tartışılıyor; cami kürsülerinde ya da köşe yazılarında… “Başörtüsünü kurtardık ama acaba genç kızların içindeki duyarlılığı mı kaybettik?”

Neyse, bu yazıda bunlardan girizgâh niteliğinde bahsedeceğim.

Asıl “Başörtüsünün bir başka hali”nden söz etmek istiyorum.

Mesela sağlık çalışanlarının eyleminde başörtülü bir hemşirenin mikrofonu eline alıp, diğer meslektaşlarının yanında, ücretlerin azlığından, çalışma şartlarının anormalliğinden bahsetmesi… O artık “Başörtülü hemşire” olarak çalışabiliyor, ama yönetimden başka bir talebi var: İnsanca bir ücret ve insanca çalışma ortamı…

Memleketi 20 küsur yıldır muhafazakâr bir iktidar yönetiyor.

Nasıl, şaşırmalı mıyız bu başörtülü hemşirenin muhafazakâr bir iktidarı da eleştiren tavrı karşısında?

Tv haberlerinde başka bir görüntü…

Mikrofon, market alışverişi yapan başörtülü bir kadına tutuluyor. Genç bir kadın…........

© Karar


Get it on Google Play