Günün, yani, evet Hamas’ın başlattığı ve İsrail’in bunu fırsat bilerek ortaya koyduğu “Gazze vahşeti”nin ayrıştırdığı safların getirdiği soru şu: Amerika bütün Ortadoğu politikalarını İsrail’e mi bağladı?

Bölgede en stratejik ilişkileri kurduğu Türkiye ile bile ilişkileri derin sorunlar içeriyor. Türkiye, ABD’nin bölge politikalarını kendi güvenliği için tehdit olarak görüyor. Belli ki bu ilişki böyle sürdürülemez.

Amerika’nın Yahudilerden ve sonuç itibariyle İsrail’den yana politika izlemek zorunda olduğu anlaşılabilir. Çünkü Amerika’da derin bir Siyonist nüfuz söz konusu, bunu dünya biliyor.

Ama öyle olsa bile Amerika’da sadece siyonistler yaşamıyor, Amerika’yı getirip, Siyonizmin bile en kanlı versiyonunun, Netanyahu ve köktendinci Yahudilik çizgisinin kuyruğuna bağlamak gibi bir durum… Hangi stratejik akılla bağdaşıyor?

Biden, “Ben siyonistim” diyor dünyanın gözü önünde… Bunun bütün dünya tarafından onaylanacak bir ilişki olduğunu mu düşünüyor.

ABD Dışişleri Bakanı, eli kanlı Siyonist Netanyahu’yu kucaklarken “Buraya bir Yahudi olarak geldim” diyerek, Amerika’yı bu kanlı serüvenin kuyruğuna takıyor.

Ortadoğu… Neresinden bakılırsa bakılsın “Müslüman ağırlıklı” bir coğrafya… Bu coğrafyada “En Batıcı”, “En İslam’a mesafeli” olan yönetimler bile en azından Müslüman halkların duyarlılığını dikkate almak durumunda. En azından bu coğrafyanın İslam – Hristiyan gerilimi etrafındaki tarihi akışını görmek zorunda.

Hele bu coğrafyaya yönelik istilacı girişimler söz konusu ise, bu ayrışmanın daha da tetikleneceğini bilmek zorunda.

Bu coğrafyadaki Hristiyanların bile Yahudilikle bağlantılı bir işgali, hele hele kanlı askeri operasyonları onaylamayacağını düşünmek zorunda…

Yani Amerika neyi hesap ediyor şu kanlı İsrail operasyonunun arkasında hizalanırken?

Hamas’ı “Terör örgütü” olarak ilan edince bütün bölge halklarının bu damgayı paylaşacağını mı?

Evet, başlangıçta böyle bir paylaşım süreci yaşandı, ama kısa sürede “Hamas’ın, ya da Filistinlilerin başka çaresi yoktu, öyle de böyle de yok edilmek istenen bir halkın, hiç olmazsa savaşarak öleyim” gibi bir tercihte bulunmak zorunda kaldığını da görüyor dünya….

Hele arkasına Amerika gibi bir dev gücü alıp, Gazze gibi küçücük bir toprak parçası üzerindeki çoluk – çocuk yüzbinlerce insanın üzerine çullanılınca, oradan kucaklarında bebek cesetleri insanların fotoğrafları bütün emperyalist medya ambargosuna rağmen dünyaya dağılınca, Netanyahu’nun da, tabii onunla bütünleşen İsrail’in de, ve tabii onunla aynı kareleri paylaşan Biden’ın, ve Alman, İngiliz, Fransız yöneticilerinin de makyajları döküldü. Bu bir “insanlık hamlesi” değil. Bu bir vahşet fotoğrafı… Nasıl birleştiniz bu cinayet fotoğrafında? Sizin hepiniz bir eşkıya düzeninin parçası mısınız?

Dümûra uğramış bir stratejik akıl söz konusu şu anda Amerika’da ve onunla paralel duran ülkelerde…

Geldiniz ve tüm Batı’yı İsrail’in, daha da kötüsü Netanyahu’nun kuyruğuna taktınız.

İslam dünyası olarak zaafımızı biliyoruz ama, bu vahşete endeksli stratejik tavır karşısında sizinle beraber yürüyemeyeceğimizi de biliyoruz. Hatta sizinle birlikte yürüyecek olanların bizi temsil edemeyeceğini de biliyoruz. Onun için İslam coğrafyasındaki “En batıcı” yönetimleri bile sizin yanınızda duramayacak bir noktaya getirdiniz. Onun için bu coğrafyada, İslam toplumlarının zaafından yola çıkarak “Batılı olmaktan başka çaremiz yok” diyen çevrelerin bile savunamayacağı eli kana bulaşmış bir Batı fotoğrafı ortaya çıkardınız.

Baktınız mı, Batı dünyasında insan kalmış olanlar bile Batı’nın lider ülkelerinin bu vahşet yanlısı dizilişi karşısında utanç duyuyor. Evet Amerikan Kongresinde Dışişleri Bakanı Blinken’ın arkasında sıralanmış, kıpkırmızı avuçlarıyla Gazze’li bebeklerin kanını temsil eden insanlar, liderlere rağmen insanlık haysiyetinin savunmasını ortaya koyuyorlar.

İnsanlıktan ümit kesmiyoruz. Hangi coğrafyada, hangi ırktan, dinden olursa olsun…

Amerikan stratejik aklı çamura saplanmış durumda.

Bu kadar çürüme akıl almaz bir şey.

Bu kadar çürüme ancak, işgal edilmiş bir akılla izah edilebilir.

Amerikalılar bu işgal edilmiş aklı sorgulayacaklar. Eninde sonunda olacak bu.

Bakın, Mısır’la da yürümez o iş, Suud’la da yürümez, Körfez ülkeleri ile de yürümez… Türkiye ile hiç yürümez. Hatta “PYD - YPG” ile, ya da “Kürtler”le yürümez… Tuttuğunuz eli yakarsınız bu coğrafyada…

ABD küresel bir güç olmayı mı bıraktı Ortadoğu’da böyle bir çamur – kan siyasetine saplanırken…

Türkiye AB’ye sesleniyordu “Türkiye’yi almazsanız küresel güç olamazsınız” diye, Amerika bile Siyonist tutulmuşlukla, dünyaya ilişkin hesaplarını rafa kaldırmış durumda… Yoksa İsrail’in Tevrat güdümlü hesaplarıyla birlikte bir “Siyonist dünya iktidarı” hayali mi stratejiye dahil edildi?

Çıldırmak bu değilse nedir?

Eli Gazze’li çocukların kanına bulaşmış bir Amerika… Geleceğiniz nokta burası mıydı?

Kamikaze oynuyorsunuz baylar, Netanyahu sizi o pisliğin içine çekti. Ne zaman uyanacaksınız?

QOSHE - Amerika’nın stratejik aklı çamura batmış durumda - Ahmet Taşgetiren
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Amerika’nın stratejik aklı çamura batmış durumda

115 2
05.11.2023

Günün, yani, evet Hamas’ın başlattığı ve İsrail’in bunu fırsat bilerek ortaya koyduğu “Gazze vahşeti”nin ayrıştırdığı safların getirdiği soru şu: Amerika bütün Ortadoğu politikalarını İsrail’e mi bağladı?

Bölgede en stratejik ilişkileri kurduğu Türkiye ile bile ilişkileri derin sorunlar içeriyor. Türkiye, ABD’nin bölge politikalarını kendi güvenliği için tehdit olarak görüyor. Belli ki bu ilişki böyle sürdürülemez.

Amerika’nın Yahudilerden ve sonuç itibariyle İsrail’den yana politika izlemek zorunda olduğu anlaşılabilir. Çünkü Amerika’da derin bir Siyonist nüfuz söz konusu, bunu dünya biliyor.

Ama öyle olsa bile Amerika’da sadece siyonistler yaşamıyor, Amerika’yı getirip, Siyonizmin bile en kanlı versiyonunun, Netanyahu ve köktendinci Yahudilik çizgisinin kuyruğuna bağlamak gibi bir durum… Hangi stratejik akılla bağdaşıyor?

Biden, “Ben siyonistim” diyor dünyanın gözü önünde… Bunun bütün dünya tarafından onaylanacak bir ilişki olduğunu mu düşünüyor.

ABD Dışişleri Bakanı, eli kanlı Siyonist Netanyahu’yu kucaklarken “Buraya bir Yahudi olarak geldim” diyerek, Amerika’yı bu kanlı serüvenin kuyruğuna takıyor.

Ortadoğu… Neresinden bakılırsa bakılsın “Müslüman ağırlıklı” bir coğrafya… Bu coğrafyada “En Batıcı”, “En İslam’a mesafeli” olan yönetimler bile en azından Müslüman halkların duyarlılığını dikkate almak durumunda. En azından bu coğrafyanın İslam – Hristiyan gerilimi etrafındaki tarihi akışını görmek zorunda.

Hele bu coğrafyaya yönelik istilacı girişimler söz konusu ise, bu ayrışmanın daha da tetikleneceğini bilmek zorunda.

Bu coğrafyadaki Hristiyanların bile Yahudilikle bağlantılı bir işgali, hele hele kanlı........

© Karar


Get it on Google Play