“Başkan Trump’ı kurtarmak”
Er Ryan’ı Kurtarmak” filmindeki gibi bir iş. Trump sıkıştı. Netanyahu’nun burnundan tutup soktuğu savaş, üç günde bitmedi. İran dirençli çıktı. Bölgede savaşı genişletti, petrol akışı sıkıntıya girdi, dünya ekonomisi sallandı, şimdi çıkmak istiyor. Ama adını “zafer” koyacağı bir çıkış istiyor.
Öte yanda İran var. Okul çocukları üzerine bomba yağdırılan İran. Büyük yıkım yaşayan İran. Tarihten getirdiği bir medeniyet mirası ve gururu olan İran. Bugüne kadar onlarca kere üzerine çullanılmış ve yeniden ayağa kalkmayı başarmış bir İran.
Ayrıca rejimin de bir iddiası var. “Yıkılmama” iradesi. Hele İsrail-Amerika kumpası ile yıkılmama iradesi.
Trump’ın köşeye sıkıştığını görüyor İran. Ona “onurlu – zafer kazanmış” olarak savaşı bitirme şansı tanımaktan yana değil.
Tam burada devreye girmiş belli ki arabulucular. Türkiye, Pakistan ve Mısır’ın girişimlerinden söz ediliyor. Suud ve Körfez ülkeleri Trump’a angaje olmuş durumdalar. Ama savaşın bedelini Trump’tan çok ödüyorlar.
Trump “arabulucular”ın girişiminden umutlu. O yüzden “savaş bitti, bitiyor, İran diz çöküyor” türü savruk açıklamalar yapıyor.
Bu arada en son “kendisinden beklentilerimiz doğrultusunda” notuyla Türkiye ve Erdoğan’ın duruşunu takdir eden ifadelere imza attı:
“Türkiye harika bir iş çıkardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan harika bir lider; Türkiye şahaneydi ve girmemelerini istediğimiz şeylerin dışında kaldılar. Türkiye ve Endonezya gibi ülkelerden aldığımız destek, geleneksel müttefiklerimizin ötesine geçmiştir.”
Arabuluculuk sürecinde belli ki Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da önemli rolü var. Fidan, süreci değerlendirdiği bir TV programında ‘’Savaşın ortaya koyduğu tehdidi diğer aktörlerin de gördüğüne, İran’ın ABD’ye yönelik çok ciddi güven kaybı içinde olduğuna” işaret........
