AK Parti Takımı mı, Türk Millî Takımı mı?

AK Parti Millî Takım Marşı, dertlerimizin üstüne tüy diken bir sorumsuzluk eseri olarak geldi. Her konuya girişte dertleniyoruz ya, yine oradayız. Çözümleriyle beraber konuşacağız. Başka türlü girdiğimiz “ben ve diğerleri” ruh bozukluğundan çıkamaz, bir olamayız.

Önce buraya nasıl geldiğimize bakalım. İyi bir millî takımımız var. Beklentilerin yüksekliğini karşılayacak çapta oldukları da düşünülebilir. Yalnız, bu bir oyundur. Âdil olduğu kadar da hesaba gelmez tarafları var. Daha düşük bir takımın dünya şampiyonunu perişan ettiği de olur. Almanya, İspanya gibi şampiyonlar, yine şampiyon adayı olarak gittikleri yarışmalarda ilk turda elendiler. Bu şampiyonada, adını bilmediğimiz, ilk defa bu yarışmaya katılan bir ülkenin takımı İspanya ile berabere kalarak en büyük sürprizi gösterdi. Bizim Avustralya’ya karşı kaybedişimiz sürpriz değildir. Şaşkınlığı da İspanya maçının çok gerisindedir. Objektif gerçek bu.

Beklentileri yüksek tutmanın bedelleri vardır. Çocukları muhtemelen çok gerdik. O yükün altında rahat hareket edilmez. Bana kalırsa bu şartlarda yine iyi oynadılar. Oyun bu, kazanılır veya kaybedilir. Kaybedince de yerden yere vurmaya kalkanlar oldu ki bir gün önceyle taban tabana zıt bakışlardı. Aynı insanların bir gün arayla ettikleri sözler arasındaki iki uca savrulma da oyuncularımız üzerinde yeni bir yük. Evet yeni bir yük.

RUHUNUZLA OYNARSINIZ DA YA RUH BAĞLANIRSA..

Bu işlerin ve her işin mental dedikleri kafa ayarlaması önemlidir. Psikolojileri yönetemezseniz kazanamazsınız. Rahat hissetmeyenin konuşması bile mümkün olmaz. Diyafram kasılır. Akciğerler baskılanır. Nefes ağırlaşır. Oyuncularınızı rahatlatarak sahaya süreceksiniz. Fazla motivasyon bile olumlu görünüşüne rağmen........

© Karar