menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ağlayacaksan haline ağla!

14 40
08.01.2026

Hakikaten anlaşılmaz işler içindeyiz: Baştakiler anayasaya uymuyor, yeni anayasa istiyorlar. Bir bakıyorsunuz kural değiştiriyor, ona da uymuyorlar. Kararları herkesi bağlayan Anayasa mahkemesi hüküm veriyor, en alt mahkeme uymuyor. Ve hiçbir şey olmuyor. Görülmüş iş mi?

Böyle onlarca madde sıralasanız kanun nizam dışı işlerin listesini tamamlayamazsınız. Yaz-boz ve keyfilik her alana yayıldı. “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dediğimiz işlerin haddi hesabı yok. Sonra da başımıza gelenler için sebep arar görünüyoruz.

Bilelim ki çelik çomak bile daha ciddi oynanır. Çünkü kuralları bellidir. Düzenin yerini düzensizlik nasıl alır derseniz, işte böyle alır. Kanun tanımazlıklarla yalan ve talan normalleşir. Bununla da kalmaz, mafya düzeni yerleşir. Uyuşturucu, bahis-kumar, kaçak-göçek işler alır başını gider.

En basit insanlık halini biliyoruz: Yaşadığınız neyse ondan olursunuz. İnanç, fikir iddiası sözde kalır. Öyleyse şu veya bu etikete bakmayınız. Örnek derseniz o da sıra sıra: Kendisi için Tanrı’yı kullanmaya kalkanın alçaktan alçağa düştüğünü bize hayat ve tarih gösteriyor. Böylelerinin hırsı iyiliğe alan bırakmaz. Dini ve taptığı menfaatidir. Yağma alışkanlığı öyle böyle bir tiryakilik değildir. Madde bağımlılığından beterdir. Düşünceleri ve yaşamaları bu olanların zaman ilerledikçe tedavisi zor hastalığa düştüklerini görürsünüz.

Yağmacılık basit ruhların beş duyu etrafında şekillenen canlı refleksinin azmasıdır. Yağmacıda mana aranmaz. Manadan bahsederken kupkuru maddedir. Mehmet Âkif Ersoy, Veyis Ateş ve benzerleri “Masa, nisa(kadın), kasa” üçlemesine mağlup olan iktidar verdiğimiz anlayışın........

© Karar