We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Boğaziçi Direnişi: Deneyimlerimiz ve görevlerimiz

1 0 0
11.08.2021

Boğaziçi Direnişi, 4 Ocak günü binler olarak Güney meydandan Kuzey’e ve tekrar Güney’e yürüyüşümüzle aldığımız tutumun doğrultusunda başlamıştır. Yazıya başlarken direnişin başladığı güne dair belli yerlerin altını çizmek isteriz. Ardından direnişin devamında yapılanı yapılmayanıyla elimizdeki tabloyu ortaya dökmemize yarayacak deneyimlerle yeniyi yaratmak yolunda atılması gereken adımları ele alacağız.

Direniş, öğrenci hareketinde yer alan tutumlar ve eğilimlerle ilgili tartıştığımız birçok çelişkiyi açığa çıkardı. Bu çelişkiler ışığında bazı temel ideolojik sorunları ele almak isteriz. Bunun için direnişin başladığı ilk güne dönerek devrimci dostlarımız ve eylemi örgütleyen toplamın aldığı tutumu değerlendirmekle başlayacağız. Kuzey Kampüs’e forum için girmek isteyen öğrencilere ÖGB’nin “sadece Boğaziçi öğrencileri girebilir” uyarısını yapması ve kapının önünde durmaya devam etmesini hatırlıyoruzdur. Eylemi örgütleyen inisiyatifin ÖGB uyarısını dikkate alması yüzlerce öğrencide gerginlik yarattı. En önde duran devrimci öğrencilerin, eylemi örgütleyen inisiyatife bu uyarıyı dikkate almaması yönünde geniş kitleyle müdahalesi, ÖGB ve öğrencilerin karşı karşıya gelmesini sağladı. Böylece Kuzey Kampüs’e turnikelerden atlayarak girildi ve ilk atlayış, aslında bu direnişin ateşleyici anlarından biri oldu. Devamında binlerce öğrenci sloganlarıyla, dövizleriyle, aylardır birbirini görmemenin verdiği hasretle de Kuzey meydanı doldurduk. Kuzey’de alınan forum sırasında Melih’in Güney Kampüs’e geldiği haberi herkesi harekete geçirerek Güney Kampüs’e yürümeye başladık. Güney kapı önüne geldiğimizde karşımızda polis yığınağını gördük, sayıca üstündük ama ne yapacağımız belirsizdi. Bu durum karşısında ne yapılacağı daha önceden tasarlanmış olmasa dahi, çizilen sınırı ve dayatılanı kabul etmeyecek bir durumdaydık. Planlanan basın açıklamasının ve bütünde eylemin inisiyatifini alan arkadaşlar, sırtlarını polise yüzünü bizlere dönmüştü. “Bugün eylemimizi bitirelim, iki gün sonra daha kalabalık bir toplam olarak yeniden gelelim” diyerek dağılmamızı istiyordu. Alanda yüzlerce öğrenci bu duruma itirazlarını sloganlarla yükseltti. Eylem inisiyatifini kenara çeken öğrenciler, barikatı çeken polislere barikatı kaldırmalarını söyledi. Barikata yüklenme ve devamında yaklaşık 4-5 saat kadar süren çatışma direngen bir tablo ortaya koydu. Eyleme katılan ya da sonrasında eylemi izleyen herkes cüreti kuşanan öğrencileri izlediğinde umutla dolduracak bir tutum sergilendi. Ertesi gün yapılan operasyonlarla 24 öğrencinin ev baskınlarıyla gözaltına alınmasının ardından 6 Ocak günü Kadıköy eyleminde ve öncesinde Bebek’ten Beşiktaş’a yürüyüşte, direnişin okul içi çadır nöbetiyle devam etmesinde 4 Ocak’ta alınan sınır tanımaz, direngen tutumun payı yadsınamaz.

Direniş başından bu yana öğrenci hareketinde yer alan devrimci örgütler, sürecin bir adım dışında tutum aldı. Hareketin seyrine müdahale etmekte yetersiz kalındı, belli noktalarda “kitlenin kendiliğinden eylemi olduğu için müdahale etmemeliyiz” fikri bile savunuldu. Ancak biz devrimci özneler, kitleyle birlikte ve kitlenin bir adım önünde hareket etmeyeceksek; barikatın önüne dayanmış öğrencilerin iradesini bizim dışımızdaki öğrencilerle beraber o barikata yüklenerek bir adım daha öne taşımayacaksak “kitle ve devrimciler” ayrımı gereksiz olmaz mı? Devrim saflarına katmak için analiz ettiğimiz kitlenin, üniversite öğrencilerinin, kendilerini tarif edebileceği, direnişte örgütlü bir şekilde yer alabileceği alanların eksikliğinden bahsedip bu alanları devrimcilerin öncülüğünde kurmanın kitleden kopuk bir hareket tarzı olduğunu söylemekle kalmak yapılan analizin sonucuna nasıl bir müdahaleyi içermektedir? Veya bu alanların, direnişin devamında kurulan üniversite dayanışmalarının kitleselleşmediğini öne sürüp yapılan eylemleri biçimsel bulmak ve aynı zamanda içinde yer aldığı dayanışmanın kitleselleşmesi adına herhangi bir öneri, eylemle gelmemek ortaya konulanı eleştiriden ziyade bir “yakınma” yapmaz mı?

Boğaziçi Direnişi’nin yarattığı çelişki ve sorunların geliştirici yanıyla çatışma yanı birlikte işledi. Direniş bizi daha önce karşılaşmadığımız birçok sorunla yüzleştirirken bu sorunlara karşı aldığımız tutumumuz ya bizi insanlaştırır ya da egemen ideolojiyle olan bağlarımızı........

© Kaldıraç


Get it on Google Play