We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Çöküş: Saray Rejimi’nin “yeni normal”i

3 6 1
14.08.2021

Temmuz ayının son günlerinde, Ağustos ayının ilk günlerinde, ülkenin turizm bölgelerini, en başta bu bölgeleri yangın sardı. Orman yangınları, insan olan herkesin içini acıtacak görüntülerle, söndürülemez yangınlar hâlini aldı.

1
13 Temmuz günkü bazı gazetelerin manşetlerini, Orman Bakanı’nın “çakmak çakılsa haberimiz oluyor” başlıklı haberi süslemiş. “Süs” olarak bakıldığında, gayet de başarılı bir süsleme sayılabilir. Pakdemirli, orman yangınlarını bir yana bırakın, biz artık, bir çakmak çakılmasını dahi izleyebiliyoruz, demiş.

Ne başarı, ne övünülecek şey!

Ama maalesef, 14 gün sonra, yani iki hafta sonra, Orman Bakanı Pakdemirli’nin, pek de “pak” olmadığını, çok miktarda “pis” olduğunu gösterecek yangın haberleri gündeme düştü. Yangın da olsa, ışık aydınlatıcıdır.

Antalya’dan Marmaris’e, tüm turizm bölgesi yanmaya başladı.

Dahası, tam da bu dönem, bir yeni kanun devreye sokuldu ve Orman Bakanlığına ait bazı yerler, Çevre Bakanlığına devredildi.

Manavgat yangınında, Çevre Bakanı ile, Dışişleri Bakanı sahne aldı ve “her şey yolunda” mesajlarını verdiler. Biri turizm işletmelerine, diğeri ise Katar gibi mülk almaya hevesli yatırımcılara mı sesleniyordu, bilmiyoruz. Ama soru ortadadır. Orman Bakanı ile İçişleri Bakanı Süslü Süleyman, ancak çok sonra boy göstermeye başladılar.

2
Manavgat yangını ile birlikte tartışma başladı. Saray beslemeleri, yangınları PKK’nin üzerine atmaya çalıştı. Ama tutması olanaklı değildi.

Ama Manavgat yangınının, bir habere göre aynı anda 4 yerde, bir başka habere göre aynı anda 6 yerde başlamış olması, sabotaj ihtimalleri yönündeki kuşkuları artırdı. Bu kez oklar devlete, Saray’a çevrildi. Soru şöyle dile geldi: Acaba Saray, yeni imar alanları açmak için, bu yangınları kundaklamış mıdır? Beşli çete denilen müteahhitler, büyükleri de küçükleri de dâhil hepsi, böylesi bir kundaklamada aktör müdürler? Tam da yasanın bugünlerde çıkmış olması, bu kuşkuları da artırır niteliktedir.

Ayrıca, Soylu’nun ilk ortaya çıkışı, yangın kundakçısı diye linç edilmeye çalışılan, karakola götürülen ailenin suçsuzluğunun ilanı ve itibarının iadesi için olmuştur. Devlet, göz yaşartıcı bir hızla, linç edilmekten kurtulan bu ailenin zararını hemen karşıladı. Eşi benzeri görülmemiş bir atikliktir bu ve hiçbir “bürokratik” süreç, olayın hızını kesmemiştir. Süslü Süleyman, yangınların araştırılmasını istemez hâldedir.

Dahası, Orman Bakanı, “çakmak çakılsa görebiliyor” iken, olup biteni anlatabilecek tutum alamamıştır. Belediyelerin yangını söndürmekten sorumlu olduğunu ilan etmiştir. Manavgat yangını sonrasında, başka yerlerde yangınlar peş peşe başlayınca, Dışişleri Bakanı sahneden çekilmiştir.

Dışişleri Bakanı’nın, mesela Afganistan konusunda devrede olmasını beklerdiniz değil mi? Eğer öyle ise, çok beklersiniz. Saray Rejimi, tam olarak budur. Afganistan meselesi Akar’ın meselesidir, Manavgat ise Dışişleri Bakanı’nın, Libya’da İçişleri Bakanı devrede olur. Çünkü, baştan aşağıya bir çeteleşmiş devlettir bu ve yaşadıkları çöküştür. Çöküş anında herkes, kendi kesesini doldurmaktadır, belli dikkatler içinde.

3
Yangınların ne kadarı sabotajdır, ne kadarı kapitalist sistemin yarattığı iklim değişikliği ve doğanın tahribinin sonucudur, bu bir tartışma konusu olabilir.

Ama yangınların söndürülmemesi, söndürülmesi yönünde, halkın gösterdiği........

© Kaldıraç


Get it on Google Play