We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hüseyin Rahmi’ye göre uzun yaşamanın sırrı: “Gülünüz”

6 5 13
07.02.2019

Aslında bu öğüdü Hüseyin Rahmi değil, onun 1933 yılında, Mazhar Osman’ın hazırladığı Sıhhat Almanağı’nda yer alan ve o tarihten beri yeniden yayımlanmayan “Bu da Bir Tedavi” öyküsündeki doktor karakteri veriyor. Ama Hüseyin Rahmi de öyküsündeki doktor gibi romanları ve öykülerinde okuyucularını güldürmeyi, bir yandan da onlara gelgeç savaşları, altı boş telaşlarıyla hayatı sorgulatmayı amaç edinmiş bir yazar. Yani öykünün baş karakteri Basri Bey, doktora değil de Hüseyin Rahmi Bey’e gitse ve derdini anlatsaydı, o da ‘yaşamanın büyük bir ilim, mühim bir sanat; hayatın ve sıhhatin asıl, hastalıklarınsa arızî’ olduğunu söyleyerek gam yükünü omuzlarından atıp bol bol gülmesini salık verirdi muhtemelen.

Sıhhat Almanağı, Cumhuriyet’in onuncu yılı şerefine Türk tababetinin yıldız isimlerinden, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi başhekimi ve tam da o sene, gösterdiği büyük başarı üzerine kendisine ordinaryüs profesörlük payesi verilecek olan Mazhar Osman tarafından hazırlanmış.

Ama yazdığı önsözde mütevazı bir şekilde “Eser benim değildir, bütün meslektaşlarımındır,” diyor Mazhar Osman. “Hepsi ricama seve seve iştirak ettiler, on beş gün içinde düşünüldü, yapıldı. Bu bir başlangıçtır. Türk tıbbının şimdiki zamana ait bir tarihçiğidir. Şimden sonra elbet yüz kat mükemmelleri yapılır. Günün tarihini yazmak noktasından bu nakıs almanağın ne kadar kıymetli olduğunu ve olacağını meslektaşlarım hepsi taktir ettikleri içindir ki, yaşlılar, gençler, gurup etmekte olan güneşler, yeni doğan yıldızlar aynı şevkle yazılmasına yardım ettiler.” (s. 4)

Gerçekten 1136 sayfalık bu hacimli yıllığın içerisinde yüzü aşkın doktorun neredeyse tıbbın alanına giren her konuda yazısı var. Çoğu halkın anlayacağı dilde kaleme alınmış bu yazılar -kitabın 850 sayfalık üçüncü bölümünün adı da ‘Halka mahsus tıbbi yazılar’dır- yıllığın bir kaynak kitap, her evde bulunması gereken bir hastalıklar rehberi olarak tasarlandığını, yani ‘hedef kitlesinin’ bilim insanları ve meslek erbabından ziyade halk olduğunu gösteriyor.

Kitabın dördüncü bölümüyse ‘Hekimliğe dair hikâye ve fıkralar’ başlığını taşımakta. Bu bölümde Abdülhak Hamit Tarhan, Cenap Şahabettin, Sadri Ertem, Osman Cemal Kaygılı, Sermet Muhtar Alus ve Neyzen Tevfik gibi yazar ve şairlerin yanı sıra Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın da ismine rastlarız ki bu şaşırtıcı değil.

Hüseyin Rahmi ve Mazhar Osman

Zira Hüseyin Rahmi’yle Mazhar Osman’ın arasında uzun yıllara dayanan bir ahbaplık vardır. Romanlarında en doğaüstü görünen olayları bile (Gulyabani, Cadı, Mezarından Kalkan Şehit, Dirilen İskelet…) ilim ve bilim ışığında açıklamaya çalışan, her şeyin akla yatkın bir açıklaması olduğunu ortaya koyan Hüseyin Rahmi’nin tabii ki bilimle, ilimle arası iyidir. Bilim ve ilim insanlarıyla da.

Birinci Dünya Savaşı sırasında el konulan Fransız Lape Hastanesi’nin başına getirilen Mazhar Osman’ın, her ayın ilk Cuma günü hastanede düzenlediği tıbbi toplantılara katılan yazarlardan biridir Hüseyin Rahmi. “Aydınlarla kurulan bu ilişki akıl ve sinir hastalıkları dalının kamuoyunda anlaşılmasını sağladı, psikiyatrinin tanınıp birçok hekimin bu branşa yönelmesinde etkili oldu.”[1]

Belki de bilim insanları ve sanatkârlar arasındaki bu ilişki sayesinde, Hüseyin Rahmi Ben Deli Miyim? romanını kaleme alır 1924’te.

Roman “Bir zırdelinin kendine mahsus müşahedeleri, gülünç mantıkî ve çok kere insanı kandırır gibi olan saçmaları, etrafındakilerle alay edişi ve kendisini akıllı, herkesi deli zannetmesi kadar gülünç bir şey var mıdır? Hüseyin Rahmi Bey, Pazartesi günü tefrika etmeye başlayacağımız bu romanında büsbütün bu gülünç safahatı tasvir ediyor. Çok gülmek, biraz düşünmek ve aylarca deliler aleminde dolaşmak… İşte Ben Deli Miyim? romanın kariye verdiği heyecan ve his bu olacak,” cümleleriyle okuyucuya tanıtılır.[2]

Dahası tefrikanın başlamasından önce yazdığı “Yarım Akıllılar Hakkında” başlıklı yazıyla Mazhar Osman’a seslenir Hüseyin Rahmi. Evet, yazı doğrudan Mazhar Osman’a hitap edilerek yazılmıştır. Hüseyin Rahmi yeni romanından ve başkahraman olarak seçtiği yarı delilerden bahsettikten sonra “İhtisasınızdan yararlanmak için eserimi sayın şahsınıza ithafıma müsaadenizi rica ediyorum,” der ve romanın tefrikası da ‘Kıymettar mütehassısımız Mazhar Osman Bey’e’ ithafıyla başlar. Roman ahlaka aykırılığı yüzünden durdurulup mahkemelik olunca da ‘fenni ciheti tetkik için’ Mazhar Osman’ın çağrılmasını talep eder Hüseyin Rahmi. Çünkü romana girişmeden önce kendisiyle yazıştığını, pek çok konuda o ve diğer bilim insanlarından destek aldığını söyler.

İşte bu ahbaplığın bir sonucu olarak, öykü kitaplarında yer almayan, gazete ve dergi sayfaları arasında da rastlamadığım, muhtemelen bu almanak için özel olarak yazılmış, hem de Mazhar........

© K24