We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ahmet Sırrı Uzelli soruyor: “Bugünkü okuma vaziyetimiz nasıldır?”

5 1 0
24.06.2021

Ahmet Sırrı Uzelli bugün kimsenin ismini bile hatırlamadığı bir gazeteci.

Belki on sene önce, 1929-30 yılının Uyanış dergilerini tararken ‘A. Sırrı’ imzasına ilk kez rastlamıştım. O sıralarda Nahid Sırrı arıyordum. Bu imzayla çıkan bir öykü ve birkaç şiiri incelediğimde dilsel ve tematik bazı benzerlikler bularak, hatta icat ederek, acaba bu Nahid Sırrı’nın takma adı olabilir mi diye düşünmüş, büyük bir heyecanla o dönemde yazan ve ‘A. Sırrı’ imzasını kullanabilecek başka biri var mı diye antoloji ve ansiklopedilere bakmış, Agâh Sırrı Levend’in de matbuata o yıllarda girmiş olduğunu fark etmiştim. Sonra Agâh Sırrı’nın köşe yazılarını bulmuş, okumuş, bir karara varamayarak A. Sırrı imzasını, yanına bir soru işareti ekleyip defterime not etmiştim.

Aradan belli bir zaman geçti, yine 1929-30 yılının Vakit gazetelerini tararken ‘A. Sırrı’ bir kez daha karşıma çıktı. İki önemli anketin altında bu imza vardı.

Bu imzanın gizemi 1936 yılının Uyanış’larını tararken aydınlandı. Zira derginin 24 Eylül 1936 tarihli 2092/407. sayısı, “Bu sayı, A. Sırrı Uzelli için” notuyla yayınlanmıştı.

Böylece ne Nahid Sırrı Örik ne de Agâh Sırrı Levend olan Ahmet Sırrı Uzelli’yle tanıştım.

Ahmet Sırrı Uzelli 1902’de doğmuş. Babası Ürgüp’te Merdanzadeler denen aileye mensup emekli bir asker olan Mehmed Ali Bey. İstanbul Lisesi’nde okumuş, yüksek eğitimini İs­tanbul Ticaret Mektebi’nde almış. Daha okul sıralarında gösterdiği şiir ve hikâye yazmadaki yeteneği ba­zı arkadaşları gibi onu gazeteciliğe sevk etmiş ve 1921’de Tevhid-i Efkâr’da başlayan hizmetini bir yıl sonra Vakit’e geçerek sürdürmüş ve hiç ara vermeden ilerleyerek bu gazetenin yazı işleri müdürlüğüne kadar yükselmiş. Dile kolay, tam on dört sene aynı gazetede, spor haberlerinden muhaberata, oradan yazı işleri müdürlüğüne kadar çeşitli görevlerde bulunmuş ve bu sırada gerek Vakit’te, gerek Uyanış gibi başka yayınlarda öykülerini, şiirlerini yayınlatmış. Ölümünden birkaç yıl önce de –muhtemelen geçim sıkıntısı sebebiyle– Bomonti’deki Saint Jeanne d’Arc Fransız Lisesi’nde öğretmenliğe başlamış.

Mesai arkadaşı Refik Ahmet Sevengil ölümünden sonra yazdığı yazıda onu yalnız gazeteci olarak anmanın yanlış olacağını söylüyor.

“Ahmet Sırrı da mek­tep sıralarından edebiyat heveslisi kuvvetli bir istidat olarak ayrılıp matbuat hayatına girdikten sonra öl­düğü güne kadar kendi şahsında gazetecilikle ede­biyatçılığın mücadelesine şahit oldu ve gazeteciliğin edebiyatçılığını öldürmemesi için türlü tedbirler al­mak lüzumunu duydu. Her fırsatla edebiyata eser vermek için çalıştı, saatlerinin büyük bir kısmını dolduran gazeteciliğin günlük işlerinden daha çok zaman ve fırsat bulabilseydi Ankara-İstanbul ismiyle yazmış olduğu büyük hikâyesi bugün kitap halinde çıkmış, Melodi ismiyle yazmak istediği ve üstünde çalıştığı romanı bitirilmiş olacaktı. Hiç değilse mecmua ve gazete köşelerinde kalan dağınık şiirleri bir araya toplanmış bulunacaktı. Ve bütün bunlar millî kütüphanemiz için büyük bir kazanç olacaktı. Heyhat!”

Ahmet Sırrı Uzelli 10 Eylül 1936 tarihinde, kendisine peritonit teşhisi konmasından kısa bir süre sonra, Cerrahpaşa Hastanesi’nde hayatını kaybetmiş.

Bugün bu yazıyla size Ahmet Sırrı’nın bir anketinden bahsetmek istiyorum.

Anketler belli konularda pek çok insanın fikrinin alındığı, tüm katılımcılara aynı soruların sorulduğu söyleşi serileri. Anket yazarları kapı kapı dolaşıp görüş topluyor yahut soruları postayla gönderip yanıtları yazılı olarak alıyor. Bazen bu anketler gazete ve dergilere tiraj sağlamak amacıyla güncel tartışmaları harlandırıyor, ancak gündem değişince unutulup gidiyor, bazense Ruşen Eşref’in “Diyorlar ki” yahut Nusret Safa Coşkun’un “Milli Bir Edebiyat Yaratabilir miyiz?” anketleri gibi kitaplaşıp kuşaklar boyu okunan, dönemin kavrayışını, anlayışını, ruhunu ve eğilimlerini ortaya koyan metinlere dönüşüyorlar.

Ahmet Sırrı Uzelli’nin dikkate değer üç anketi var. Üçü de Vakit’te yayınlanan bu anketlerin ilki “İş Hayatında Kadın” başlığını taşıyor.

Anket, “Seneler var ki Türk kadını da tamamıyla iş hayatına karış­mış bulunuyor” dedikten sonra tüketici konumundan üreticiliğe terfi eden kadınlara bu değişimi nasıl değerlendirdiklerini, iş hayatına niçin, nasıl atıldıklarını, çalışma sebeplerinin, amillerinin neler olduğunu ve çalışmaktan memnun olup olmadıklarını soruyor.

Suat Derviş, Halide Nusret, Şükufe Nihal ve Nakiye Elgün gibi isimleri bugün de bilinenlerle beraber avukatlar, tütün ameleleri, müdireler, telefon memureleri, asistanlar, satış görevlileri, kâtibe ve muallimelerden oluşan otuza yakın kadından görüş alınıyor.

1936 yılındaysa en meşhur anketini yapıyor A. Sırrı. “Gençlerle Baş Başa” serlevhasını taşıyan bu anket 1936 yılı başında Matbuat Umum Müdürlüğü’nün çıkarttığı Fransızca bir antolojide yer alan ve almayan isimler arasında çıkan tartışmanın mahsulü. Antoloji yayınlandıktan sonra Yusuf Ziya ve Faruk Nafiz başta olmak üzere pek çok isim antoloji hazırlanırken yapılan seçimleri sorgularken, Faruk Nafiz 2 Mart 1936’da Akşam’a verdiği röportajında kendisinin de içinde bulunduğu Hececileri kastederek “Bizden sonra yeni bir nesil gelmedi” diyor.

Ahmet Sırrı anketin başında amacını şöyle özetliyor.

“Basın Genel Direktörlüğü’nün çıkardığı Fransızca antolojiden sonra alevlenen münakaşalar ara­sında bilhassa bir noktayı ehem­miyetli gördük. Teessüs etmiş şöhretler ve bu arada 1914-1918 Harbi sıralarında ve onu takip e­den yıllarda yetişmiş ve hece vez­ninin yerleşmesine hizmet etmiş o­lanlar, kendilerinden sonra yeni bir nesil yetişmediğini iddia etti­ler.

Memleketimizde edebiyat, u­mumi harp yıllarından sonra dur­muş mudur? Bugün yazı yazan ve toptan inkâr edilen gençlik a­rasında eserleri mecmuaları, ga­zeteleri dolduran, hatta kitapları kütüphanelerde sıralanan imzalar vardır. Bunlar tek bir yolda ve saf halinde değildirler, dağı­nık ve ayrı çalışmaktadırlar, inanışları ne olursa olsun bu gençlerle görüşerek kendi haklarındaki iddialara ve umumiyetle edebiyat meselelerine dair ne düşündüklerini öğrenmek ve okuyucularımıza bildirmek is­tedik.”

Ankette kimler mi var? Sırasıyla Nâzım Hikmet, Behçet Kemal, Sait Faik, Yaşar Nabi, Ahmet Muhip, Bekir Sıtkı, Ziya Osman, Kadircan Kaflı, Cevdet Kudret, Nahid Sırrı, Reşat Enis, Necip Fazıl, İlhami Bekir, Ercüment Behzat, Cahit Sıtkı, Sadri Ertem, Ömer Bedrettin, Suat Derviş, Ethem İzzet, Fikret Adil, Nizamettin Nazif, Meliha Avni ve Osman İsmet’in cevapları yayınlanıyor.

Anketin tartıştığı, tartıştırdığı konu eski ve yeniler. Yenileri yok sayan eskilere karşın, yenilerin kendilerine ve eskilere dair........

© K24


Get it on Google Play