We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

“Yok” zamanı: Balinanın Karnında

5 1 0
23.09.2021

Yeni bir yılın ilk günleri, 2 Ocak 2017. Soğuk, çok soğuk bir gün. Sekiz ay süren sokağa çıkma yasağının henüz yeni bittiği Şırnak’a girmeye çalışıyorum. Girişte kilometreleri bulan, uzun bir araç kuyruğu var. Kuyruk çok ağır ilerliyor, çünkü araçlar birkaç ayrı aramadan geçirilerek didik didik ediliyor. Yaklaşık yarım saat sonra araçta beklemek yerine yürüyerek Şırnak’a girmeye karar veriyorum. Şoförü araçta bırakarak arama noktasına doğru yürümeye başlıyorum. Arama noktası bir arama noktasından çok sınır geçişini andırıyor. Dikenli teller ve bloklarla geniş bir alan oluşturulmuş. Bu alanın içine sınır geçişlerinde olduğu gibi peronlar kurulmuş. Üstlerinde “Peron 1 Kabini, Peron 2 Kabini” gibi yazılar var. Dört ayrı peron var. Tellerle çevrili alanın girişinde kadın ve erkek polisler önce üst araması yapıyorlar. Sonra GBT soruşturması için kimliklerimiz toplanıyor. 15 dakika sonra kimliklerimizi geri alıp alana giriyoruz, peronları ve beton blokları geçerek güvenlik alanından çıkıyoruz. O an kentin girişine asılı, devasa bez döviz dikkatimi çekiyor. Üzerinde “Şırnak bir Türk ilidir” yazıyor.

Yokuş yukarı kent merkezine doğru yürümeye başlıyorum. Yıkık mahallelerden geçiyorum. Çok iyi bildiğim Şırnak’ta tanıdık hiçbir sokak, park, tanıdık hiçbir şey göremiyorum. Bir müddet sonra her taraf boşluk oluyor. Gri gökyüzüyle birleşen, dümdüz bir boşluk karşımda uzanıyor. Boşlukta yürüyorum. Yanımdaki Şırnaklı arkadaşıma “Peki ya çarşı, çarşı nerede?” diye soruyorum. “Bu boşluk,” diyor, “işte tam burası çarşıydı.” Dehşete düşüyorum. Yerdeki kayalardan birine çöküyorum. Sabahtan beri tuttuğum gözyaşları boşalıyor. “YOK! YOK!” diye bağırıyorum. “Şırnak yok artık!”

Şırnak 2015-2016 sokağa çıkma yasakları ve çatışmalar esnasında yok edilen Kürt kentlerinden sadece biriydi. 12 mahalleden oluşan kentin sekiz mahallesi tamamen yok edildi. Bildiğimiz anlamda bir Şırnak kalmadı. Bildiğimiz anlamda bir Sur, Nusaybin, Yüksekova, Cizre, Silopi de kalmadı. Yüzlerce, binlerce yıllık Kürt kentleri sadece birkaç ayda YOK edildiler. Biz YOK olmuştuk.

Bu sadece fiziki bir yok oluş değildi. Ağustos 2015’ten sonra Kürtler bir halk olarak bu ülkedeki birçok alandan silindi. Yerel yönetimlerden, sivil toplumdan, kültür ve sanata uzanan geniş bir yelpazeden silindi Kürtler. Kürt sorunu bir anda “terör sorunu”na döndü. Bölgedeki hak ihlallerini dile getiren yazar ve insan hakları savunucuları olarak bizler de “terör destekçilerine” dönüştük. Kürt siyasetçiler ve aktivistler ise “terör örgütü üyesi” oldular. 40 yıl öncesine dönmüştük yine. Kürt yoktu yine, karda yürüdüğünde “kart-kurt” ses çıkaran insanlar........

© K24


Get it on Google Play