We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Mülkiye, Bahri Savcı ve ‘yaşam hakkı’ üzerine...

27 3 0
15.07.2021

İnsan hakları alanında çalışan akademisyen ve araştırmacıların ufku, diğer alanlarda çalışanlar gibi, ulaşılabilen kaynaklar ile sınırlı kuşkusuz. Bilişim teknolojisindeki baş döndürücü ilerleme bundan on yıllar öncesiyle karşılaştırılamayacak ölçüde olanak sunuyor araştırmacılara. Sınıfsal ve bölgesel yoksunluklardan kaynaklanan engellerin varlığını ihmal etmemekle birlikte, artık ulaşılamayan bir kaynak, mahkeme kararı, kitap ya da makale neredeyse kalmadı. “Dünya küçük” denir ya, ‘insanların’ serbest dolaşımı bakımından doğru olmasa da, kaynağın ulaşılabilirliği bakımından büyük ölçüde kabul edilebilir bir yargı artık.

Ancak ‘kolay/hızlı ulaşılabilirliği’ yaratan koşullar, diğer yandan, ulaşılan ve kullanılması salık verilen kaynağın niteliğini de belirliyor. Hâkim ideoloji, hâkim dil ve kültürler ve onların akademik yazın üzerindeki dil, zihniyet, yöntem baskısı görmezden gelinecek gibi değil. Söz konusu baskı, kaynak kullanımını ve çalışmanın yönünü çiziyor.

Hal böyleyken, özellikle yeni başlayan araştırmacıların, çalıştıkları alanın kökleriyle, kurucu isimleriyle ilgilenme, hatta haberdar olma ihtimalleri azalıyor. Bunda araştırmacıyı eksik bırakan bir yan olduğunakuşku yok. Vahim olan, pek çok ‘kurucu’ akademisyen hakkında son derece sınırlı bilgi oluşu ve kurumların/akademinin belleksizlik sorunu. İnsan hakları alanında çalışan genç bir akademisyenin, örneğin Dworkin ve Rawls bilmesi şart, ancak Bahri Savcı adını hiç duymamış olma ihtimali var ki pek kabul edilebilir değil bu.

Bahri Savcı Hoca’nın yaşam öyküsüne ilişkin bilgiyi, kendisi için çıkarılan Bahri Savcı’ya Armağan başlıklı kitapta (1988, Mülkiyeliler Birliği Vakfı yayınları-7), Kürsü hocam Cem Eroğul ile söyleşisinde bulmak mümkün. Ben bu yazıda, Cem Eroğul’un 21 Kasım 2019 tarihinde Mülkiyeliler Birliği’nde yaptığı, Mümtaz Soysal’ı anma konuşmasından yararlanacağım.

Mülkiye, 1935 yılında Mustafa Kemal’in kendisine verdiği adı alarak “Siyasal Bilgiler Okulu” olur ve 1936’da Ankara’ya taşınır. O sırada okulun bir anayasa kürsüsünü yönetecek kadrosu olmadığından, ‘Kürsü’ yönetimini İstanbul’dan gelen Ali Fuat Başgil üstlenir; o İstanbul’a dönünce, Ankara Hukuk hocası Bülent Nuri Esen tarafından devralınır. Bahri Hoca ise Mülkiye’ye girene dek öğretmenlik dahil geçici işler yapar ve 1942 kışında kadro açılınca asistan olur. 1947’de doçent olup Kürsü yönetimini devralır ve Mülkiye Anayasa Kürsüsü’nün ‘gerçek’ tarihi böylece başlar. SBO (Siyasal Bilgiler Okulu) 1950 yılında Ankara Üniversitesi’nin bir parçası olur ve bugünkü adını alır: SBF (Siyasal Bilgiler Fakültesi). Bahri Savcı 1954’te profesör olunca, Türkiye’de insan hakları eğitimini başlatmak üzere çalışmaya başlar.

1955’te yeni yönetmeliğe, “Amme Hürriyetleri” adıyla bir ders koydurtmayı başarır. 1956-57 ders yılında lisans ve lisansüstü düzeyde okutulmaya başlanan ders, o zamandan beri aralıksız olarak sürmüştür. Görüldüğü üzere, Türkiye’de insan hakları eğitimi Mülkiye’de başlar; o devirde bu eğitimin henüz dünyada dahi pek yaygın olmadığını söylemekte yarar var. Söz konusu ders başladıktan sonra Mülkiye’de her yıl yapılması gelenek olan lisans seminerlerden biri, mutlaka insan haklarına ayrılmıştır. DP (Demokrat Parti)’nin askerî darbeyle yıkılmasının ardından hazırlanan anayasada Mülkiye Anayasa Kürsüsü’nün ve kuşkusuz Bahri Savcı’nın önemli payı olur. 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından 1961’de toplanan Temsilciler Meclisi’nin Anayasa Komisyonu’nda, Kürsü üyesi Bahri Savcı ile birlikte o esnada doçent olan Muammer Aksoy ve asistan Mümtaz Soysal da yer alır. Bunun bedelini öderler tabii ve 12 Mart 1971 muhtırasından sonra üçü de hapse atılır.

1973 seçimlerinin ardından Mülkiye’de insan hakları eğitimini geliştirmek için yeni arayışlara girişilir ve 1977-78 ders yılında “Uluslararası Alanda İnsan Hakları” dersi okutulmaya başlanır. 1978 yılında bir insan hakları merkezinin kurulmasına girişilir. Ağustos 1978’de, Dekan Cevat Geray, bu enstitüyü hazırlamak üzere kendi başkanlığında bir komisyon kurar. Rona Aybay, Cem Eroğul, Can Hamamcı, Ömer Madra, Yavuz Sabuncu ve Fazıl Sağlam bu komisyonun üyeleri. Cem Eroğul ile Can Hamamcı, altışar haftalık birer staj için Paris’e, UNESCO İnsan Hakları ve Barış Bölümü’ne gönderilir. Merkezin yanı sıra, UNESCO’nun öncülüğünde uluslararası insan hakları konferansı toplama hazırlıklarına girişilir. SBF İnsan Hakları Merkezi’nin kuruluş yönetmeliği 18 Aralık 1978 günlü Resmî Gazete’de yayınlanır, ancak o günleri etkisi altına alan şiddet eylemleri (peşi sıra Ecevit hükümetinin sıkıyönetim ilanı) nedeniyle Merkez, ilk kuruluş toplantısını yapmakta dahi zorlanır. Çünkü (19-26 Aralık arasında) Kahramanmaraş kıyımı gerçekleşmiş ve Ecevit hükümeti........

© K24


Get it on Google Play