We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Murathan Mungan öykülerinde bir homososyalleşme mekânı olarak hamamlar: "ÇC" örneği

4 0 0
17.06.2021

Emir ve Fırat’a

Tek cinsel yönelimin heteroseksüellik olduğunu kabul eden ve bu yönelim dışında hiçbir cinsel yönelimi kabul etmeyen toplumlarda erkek eşcinselliğinin erotik mekânı hiç şüphesiz hamamlar olmuştur. Özellikle Osmanlı döneminde hamamlar en etkili homoerotik mekânlardandır. Dinî ve siyasi olarak kesinkes yasaklanan ve toplum tarafından tabu haline getirilen eşcinsellik kapalı kapılar ardında yaşanmıştır. Hamamlar erkeklerin özgürce hareket edebildikleri ve çıplaklıklarını yaşayabildikleri nadir yerlerden biri olmuştur. Divan şiirinde “hamamnâme” ve “hamamiyye” adı verilen bir şiir türünün bulunması, ayrıca bu şiirlerde tensel zevkin ön planda tutulması hamamların erotik mekânlar olduğunun bir örneğidir.

Hamamlar sadece yıkanmak, temizlenmek için gidilen bir mekân olmamış, bu perde işlevin altında bir tatmin merkezi olarak faaliyet göstermiştir. O dönemin tabiriyle oğlan düşkünü adamlar bu hamamlara gelerek öncelikle göz ziyafeti çekmekte, imkânını bulduğu zaman da tensel bir tatmin yaşamaktadır. Osmanlı döneminden kalma hamamnâme, şehrengiz, kaplıcanâme ve hamamiyye gibi eserlerde bu hamamların nasıl homoerotik bir mekâna dönüştüğü açık bir şekilde anlatılmıştır. Bu konudaki en önemli eser olarak Derviş İsmail’in Dellâknâme-i Dilkûşâ adlı risalesi gösterilmektedir. Bu eserin bir kopyası Murat Bardakçı’nın koleksiyonunda yer alır ve Bardakçı bu esere dair bilgileri Osmanlı’da Seks adlı kitabında açıklar. Risalede hamamlarda çalışan tellakları, bu tellakların aslında seks işçisi olduğunu, bu zevkli alışverişin nasıl ve ne kadara mal olduğu anlatılmaktadır. Ayrıca risalede hamamlarda çalışan bu oğlanların buralara nasıl düştüğü, güzelliklerine göre fiyatının arttığı, hamamlarda çok rağbet gördüğü gibi, o puslu dünyanın kapılarını aralayan bilgiler verilmektedir.[1]

Hamamnâmelerden günümüze hamamlar geçen yıllara rağmen edebiyatımızda homoerotik mekânlar olarak var olagelmiş ve günümüz edebiyatında da yer almıştır. Murathan Mungan’ın “ÇC”[2] adlı öyküsü bu kullanıma açık bir örnektir. “ÇC” öyküsü bir hamamın müşterilerini ele alır. Toplum tarafından kabul görmeyen eşcinseller rahat bir şekilde yaşayamamakta ve çoğu eşcinsel gerçek kimliğini ve yönelimini gizleyerek yaşamaktadır. Öyküde toplumsal statüleri ne olursa olsun hamama girdikleri vakit insanları eşitleyen ve böylelikle özgürleştiren ortam anlatılmaktadır.

“(Aile babaları, banka müdürleri, saygın emekliler, memurlar, ünlü doktorlar, diş tabipleri, hukukçular, kır saçlı ya da kel, göbekli, kalantor kişiler burada, ya sanayi sitelerinden gelen genç çırakların, ya da Tophane kabadayılarının altında debelenerek, eşitsiz bir dünyanın dengesini kıçlarıyla kurmaya çalışıyorlar. Saygınlıklarını yukarıdaki soyunma odalarında giysileriyle birlikte bırakmışlardır. Bu yüzden de rahatlıkla kıllı, tombul kıçlarına, altın yüzüklü, iri boğumlu parmaklarını dolayıp kaşına kaşına erkek arayabilirler. Ya da Yem iskelesinden gelen genç bir hamalın kıllı, esmer kamışına pörsümüş dudaklarını susuzlukla uzatarak gençliklerini tazeledikleri inancını yaşayabilirler.

Akşam eve dönerken koltuklarının altına gündelik gazetelerini ve gündelik hayatlarını sıkıştırıp, gülümseyen bir yüzle kapıyı çalabilir ve içeriden gelen ‘Kim o?’ sesine karşılık rahatlıkla ‘Benim’ diyebilirler.

Hiçbir şey olmamıştır.

Hayat sürmektedir.)”[3]

“ÇC” öyküsünde hamam bir dekor mekân olma durumundan çok, müşterilerin ruh dünyasına dair derin ipuçları veren bir fonksiyonda kullanılmıştır. Dört bölümden oluşan öykünün ilk bölümünde emektar bir seslendirme sanatçısının serzenişlerine yer verilir. Suat ünlü olmak isteyen, fakat sadece sesiyle tanınan bir seslendirme sanatçısıdır. Yaşı da geçtiği için derin bir mutsuzluk........

© K24


Get it on Google Play