Mağara, iki masalsı işi barındırıyor. Yolu bile masalsı. Hatta ayakla gezenler için tarif etmekte fayda var. Gezi Parkının bittiği dörtyol ağzında, parkın yanından stadyuma doğru inen yolu takip edecek, uzun oteli geçip önünüze çıkan yolun karşı kaldırımına geçecek oradan aşağı inen yolu takip edeceksiniz, yol kendiliğinden hafifçe kıvrılıp da sağa döndüğünde adı bile efsane İstanbul Yaklaşım Tüneli’nin kapısındasınız. Solda İpek Yücesoy’un Oradalar II adlı işi var. Bana olduğu gibi başka Bilge Karasu tiryakilerine de “Geceden Geceye Otobüsü Kaçıran Adam” hikâyesinin son sahnesini hatırlatabilir:

Buyrun, dedi yaşlı adam titrek sesiyle, 'buyurun, biz de merak etmeğe başlamıştık. Buyurun şöyle ocağın başına…'

Okuduğum en açıklayıcı sanatçı ifadelerinden birinde ‘heykelim,’ diyor İpek Yücesoy, ’ona bakacak, sıcak bir yuva olmayı vaadeden bir topluluğun görüntüsü, Karşımızdakiler, güvenli olmayan bir dünyada, güvenli bir yer, bir topluluk arayışı olumlu sonuçlananlar, kesin ve daimi olarak ait olunacak topluluğu bulanlar.’

Gelgelelim, bu ‘şimdiden’ bakıldığında’ ve ‘geleceğe yansıtıldığında’ böyle. Heykel grubunun yanına gidildiğinde grubun içine girilemez olduğu görülecek. Bütün ‘hayali cemaatler’ gibi sadece uzaktan bakıldığında ‘tanımlı’ ve ‘anlamlı bu topluluk da’. Bu güzel ifade edilmiş sanatçı niyetine kulak asmasanız da soyutlanmış Şirinler formları, kimisi kırmızı kutup ayısı silüetlerine benzeyen bu masalsı heykel grubu gene de forma ilişkin (kuşaksal? mizahi?) sırrını ve çekiciliğini koruyacak.

Sonra mağaraya yani Yaklaşım Tüneline girip İstanbul Bienali’nin sanatçılarından Carlos Casas’ın Cyclope işini ‘deneyimleyebilirsiniz’. Deneyimlemek doğru kelime, çünkü iş sese ilişkin bir deneyim. Kapıda sanatçının hangi gürültü ve ses kaynaklarından yararlandığı belirtiliyor: ‘Mussolini’nin… kurdurduğu eski bir uçak fabrikasında yer alan Uzun Boru Deneyleri Uluslararası İşbirliği Merkezi (CICLoPE) adlı bir askeri havacılık tesisinden esinleniyor. Aynı zamanda projenin de geliştirildiği yer’ burası ve buradaki araştırmalar ‘akışkanlar dinamiği, türbülans dinamiği ve sürtünme üzerine araştırmalardan kitlesel kontrol ve işkence aracı olarak kullanılan en yeni ses deneylerine kadar birçok gizli kaynaktan’ yararlanıyor. Böyle araştırma ‘zenginliklerine’ ilginç teknolojik gelişmeler olarak bakanlar umursamayabilir, ötekiler ise endişeyle umursayabilirler.


Odilon Redon'un (1840-1916) Cyclope'u, 1914.

Fakat herkesi içeride bekleyen aynı şey: Kiklop- ya da Tepegöz. Adı bile ‘kurnaz adam’ anlamına gelen Odysseus, Homeros’a göre onlarla eve dönüş yolunda karşılaşmış, adalarına çıkmış ve bu alınlarında tek gözleri olan dev çobanları ‘kızdırmış’ ve/ama ‘yenmişti’. ‘Medeniyet kuran’ kahramanların hikâyeleri heyecanlı olmakla birlikte bir yerin asıl sahiplerine karşı olan sorumsuz ve istilacı tutumlarına bugün artık eskisi kadar romantik bakmıyoruz. Sırf bunun için bile Yaklaşım Tüneli’nde Kiklop’la karşılaşmak önemli olabilir.

Mağaranın duvarlarında eski bir sergiden kalma işler var, yeterince serinkanlı iseniz onlara da bakmayı ihmal etmeyin.

"
QOSHE - Bienal ve Bienaldışı – mağara ve masal - Fatih Özgüven
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bienal ve Bienaldışı – mağara ve masal

5 2 0
01.10.2022

Mağara, iki masalsı işi barındırıyor. Yolu bile masalsı. Hatta ayakla gezenler için tarif etmekte fayda var. Gezi Parkının bittiği dörtyol ağzında, parkın yanından stadyuma doğru inen yolu takip edecek, uzun oteli geçip önünüze çıkan yolun karşı kaldırımına geçecek oradan aşağı inen yolu takip edeceksiniz, yol kendiliğinden hafifçe kıvrılıp da sağa döndüğünde adı bile efsane İstanbul Yaklaşım Tüneli’nin kapısındasınız. Solda İpek Yücesoy’un Oradalar II adlı işi var. Bana olduğu gibi başka Bilge Karasu tiryakilerine de “Geceden Geceye Otobüsü Kaçıran Adam” hikâyesinin son sahnesini hatırlatabilir:

Buyrun, dedi yaşlı adam titrek sesiyle, 'buyurun, biz de merak etmeğe başlamıştık. Buyurun şöyle ocağın başına…'

Okuduğum en açıklayıcı sanatçı ifadelerinden birinde ‘heykelim,’ diyor İpek Yücesoy, ’ona bakacak, sıcak bir yuva olmayı vaadeden bir topluluğun görüntüsü, Karşımızdakiler, güvenli olmayan bir dünyada, güvenli bir yer, bir topluluk arayışı olumlu sonuçlananlar, kesin ve daimi olarak ait olunacak topluluğu........

© K24


Get it on Google Play