Sana kırgın değilim. Sen öyle bir adamsın. Uzun bir süre seni hiç çözemedim. Hoş hallerin ve hoş niteliklerin vardı ama bir şey de bozuktu. Standartların vardı ve onlara göre yaşıyordun ama bunlar kişisel standartlardı. Ahlakla ya da vicdanla ilintileri yoktu. İyi bir adamdın, çünkü yaradılışın iyiydi. Ama namuslu adamlarla ne kadar mutluysan haydutlarla ve gangsterler de o kadar mutluydun. Gangsterlerin iyi denecek bir İngilizce konuşması ve hayli kabul edilebilir sofra adabına sahip olması şartıyla. Sen bir manevi yenilgi insanısın. Belki de savaş seni böyle yaptı, belki de böyle doğdun diye düşünüyorum.”

Amerikan polisiye edebiyatının en derin yazarı Raymond Chandler’ın başyapıtı Uzun Veda, Sevin Okyay çevirisiyle nihayet Türkçede çıktı. Chandler’ın bu romanı gangsterler, sert erkekler, alkolik yazarlar, güzel ve tehlikeli kadınlar ve Chandler’ın alametifarikası olan fiyakalı benzetmelerle (“sandviç eski bir gömlekten koparılmış bir parça gibiydi”) dopdolu olmakla birlikte, esas olarak daha çok dostluk üzerine büyük bir epiktir.

Raymond Chandler’ın en uzun romanı olma özelliğini de taşıyan (Türkçede dörtyüz küsur sayfa) Uzun Veda, kendine özgü ahlaki standartlarla yaşamayı seçmiş, üstelik bu yüzden de hiç tantana etmeyen dedektifimiz Marlowe’un, hiç mi hiç kendisi gibi olmamakla birlikte, garip biçimde cazip, kendini yardıma muhtaç, hatta sevilesi dostu Terry Lenox’a, aslında o karşı konulmaz ‘öteki’ne duyulan ilgiyi anlatır. Bunun eşliğinde gelen koruma isteği, dostluğa ve onun değişmez ilkelerine ihanet etmeme isteği. İlke ve cazibe. Sarsılmazlık ve değişkenlik, güvenilmezlik.

Chandler’ın bütün romanı girift olay örgüsü ve kat kat açılan pisliklere ve yozlaşmaya rağmen aslında tek bir fikre, tek bir insan zaafına (ya da tutkusuna) adaması Uzun Veda’yı Balzac’ın ya da Tolstoy’un o büyük romanlarından biri katına çıkarır. Bu romanı okurken geri planda işleyenin Marlowe ile Lennox arasındaki ilişkinin hikâyesi olduğu hissi bizi her an sarar. ‘Standartları’ olan ilke adamının neden ‘standartları sadece kişisel olan’ adama ilgi duyduğunu, duyabileceğini düşünürüz. Hayatın sırlarından biri ki, aramızda bu hisle tanışmış olan da az değildir. Çünkü denir ya, “sevgi anlaşmak değildir, nedensiz de sevilir”.

Raymond Chandler ve kedisi Tati.

Değişmez standartları olmak bir çeşit yalnızlıktır. Nitekim, bu ilişkinin arka planında da Edward Hopper’dan David Hockney’e kadar birçok ressamı ilgilendirmiş olan o Amerikan yalnızlığı hissi uzanır ağır bir hava gibi. Bütün bir haletiruhiye olan bu müthiş görsellik Raymond Chandler’ın çevreyi resmedişlerini sarıp sarmalayan nefis bir şeydir. Los Angeles:

Dışarı çıktım ve kapıyı açık bıraktım. (…) Göl üzerinde mavi bir pus vardı. Okyanus meltemi alçak dağlardan batıya doğru süzülmeye başlamıştı. Havayı silip temizledi ve sıcağın ancak gerektiği kadarını da temizledi. Idle Vadisi mükemmel bir yaz geçiriyordu. Birisi bunu bu şekilde planlamıştı. Cennet Anonim Şirketi ve ayrıca ziyadesiyle Sınırlı. Yalnızca en üst düzeyde olanlar, güzel, güzel insanlar.”

Chicago’da doğmakla birlikte çocukluğunun önemli bir kısmını İngiltere’de ve Avrupa’da geçiren Chandler’a bu ahlaki sarsılmazlık fikrini ilham eden Püriten bir ahlak anlayışı mıdır, düşünmeye değer. Ama Marlowe’u parayla işleyen dünyanın yarattığı yozlaşmayı apaçık görmeye itenin de bu olduğu düşünülebilir.

“‘Suç ve iş dünyaları arasındaki fark budur. İş için sermayen olması gerekir. Bazen bunun tek fark olduğunu düşünüyorum.‘Hakkıyla müstehzi bir yorum’ dedim. ‘Ama büyük ölçekli suçun da sermayesi var.’

‘Paranın tuhaf bir yanı var … Büyük miktarlarda olduğunda kendine mahsus bir hayata, hatta bilince sahip olma meyli gösteriyor … Paranın gücünü kontrol etmek çok zorlaşıyor. İnsan hep satın alınabilen bir hayvan olmuştur. Nüfusların artışı, savaşın muazzam maliyeti (…) bütün bunlar onu daha da satın alınır hale getirir. Ortalama adam yorgun ve korkmuş biridir, yorgun ve korkmuş birinin de ideal sahibi olmaya gücü yetmez.’

Bu yozlaşma ve çözülme-çürümeye karşı tek çare dostluk ve onun için her şeye katlanmak mı? Uzun Veda, dedektif kahramanının uzun sayfalar boyu dostluğa veda etmeye direnmesinin sonunda –polisiye romanlarda ‘giz’in son anda belirmesi kuralına da uygun olarak– başka bir çözülmeyle, asıl korkunç olanla, dostluğun çözülmesiyle son buluyor. Dünyadaki tek elle tutulabilecek bu gerçeğin de kaybı, kaypaklıklarla iş görse de dünyadan mutlaklıklar bekleyen kahramanımıza son darbeyi de vurur:

Sen benim epeyce şeyimi satın aldın, Terry. Bir gülümsemeyle ve bir baş selamıyla, el sallayışla ve orada burada sakin bir barda sakin birkaç içki karşılığı. Devam ettiği sürece iyiydi. Hoşça kal, amigo. Veda etmeyeceğim. Bunu sana bir anlamı varken söylemiştim. Hüzünlü, yalnız ve nihaiyken söylemiştim.”

“Herkes sevdiğini öldürür Marlowe” diyesi geliyor malumatfuruş okurun; “kimi bir gülümsemeyle, kimi…”

‘Bu sadece rol’ dedi neredeyse, umutsuzca.

‘Hoşuna gidiyor ama değil mi?’

Ağzı ekşi bir tebessümle gevşedi. Anlamlı, enerjik bir ifadeyle omuz silkti.

‘Elbette, ne varsa rolde var. Başka hiçbir şey yok. Burada …’ göğsüne vurdu, ‘hiçbir şey yok Marlowe.’”

Raymond Chandler’ın bu büyük romanını okuyunuz.

"
QOSHE - Açık havada karanlık; Uzun Veda - Fatih Özgüven
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Açık havada karanlık; Uzun Veda

6 2 0
25.08.2022

Sana kırgın değilim. Sen öyle bir adamsın. Uzun bir süre seni hiç çözemedim. Hoş hallerin ve hoş niteliklerin vardı ama bir şey de bozuktu. Standartların vardı ve onlara göre yaşıyordun ama bunlar kişisel standartlardı. Ahlakla ya da vicdanla ilintileri yoktu. İyi bir adamdın, çünkü yaradılışın iyiydi. Ama namuslu adamlarla ne kadar mutluysan haydutlarla ve gangsterler de o kadar mutluydun. Gangsterlerin iyi denecek bir İngilizce konuşması ve hayli kabul edilebilir sofra adabına sahip olması şartıyla. Sen bir manevi yenilgi insanısın. Belki de savaş seni böyle yaptı, belki de böyle doğdun diye düşünüyorum.”

Amerikan polisiye edebiyatının en derin yazarı Raymond Chandler’ın başyapıtı Uzun Veda, Sevin Okyay çevirisiyle nihayet Türkçede çıktı. Chandler’ın bu romanı gangsterler, sert erkekler, alkolik yazarlar, güzel ve tehlikeli kadınlar ve Chandler’ın alametifarikası olan fiyakalı benzetmelerle (“sandviç eski bir gömlekten koparılmış bir parça gibiydi”) dopdolu olmakla birlikte, esas olarak daha çok dostluk üzerine büyük bir epiktir.

Raymond Chandler’ın en uzun romanı olma özelliğini de taşıyan (Türkçede dörtyüz küsur sayfa) Uzun Veda, kendine özgü ahlaki standartlarla yaşamayı seçmiş, üstelik bu yüzden de hiç tantana etmeyen dedektifimiz Marlowe’un, hiç mi hiç kendisi gibi olmamakla birlikte, garip biçimde cazip, kendini yardıma muhtaç, hatta sevilesi dostu Terry Lenox’a, aslında o karşı konulmaz ‘öteki’ne duyulan ilgiyi anlatır. Bunun eşliğinde gelen koruma isteği, dostluğa ve onun değişmez ilkelerine ihanet etmeme isteği. İlke ve cazibe. Sarsılmazlık ve değişkenlik, güvenilmezlik.

Chandler’ın bütün romanı girift olay örgüsü ve kat kat açılan pisliklere ve yozlaşmaya rağmen aslında tek bir fikre, tek bir insan zaafına (ya da tutkusuna) adaması Uzun Veda’yı........

© K24


Get it on Google Play