We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Nermin Abadan-Unat: yüzyıllık direnme

1 3 1
22.09.2021

Kolay değil, “hocaların hocası” Nermin Abadan-Unat tam 100 yılı devirdi ve hâlâ dimdik ayakta; hâlâ haksızlığa, her türlü baskıya, otoriteye bilim adına, inandığı değerler adına direniyor. Son olarak aylardır devam eden Boğaziçi Üniversitesi’ndeki direnişe cüppesini giyerek verdiği desteği görünce yıllar öncesine, hocayla ilk tanıştığımız günlere gittim.

İletişim Yayınları ilk on yılını doldurmuş, kitap basımına ağırlık vererek yayın çerçevesini genişletmişti. Ben bir yandan Mete Hoca’yla (Tunçay) Tarih ve Toplum dergisini çıkarıyor, diğer yandan da yayınevinin Anı, Tarih ve İstanbul dizilerini yönetiyordum. Hatırladığım kadarıyla o güne kadar Niyazi Berkes’in Unutulan Yıllar’ı, Rıza Tevfik’in Biraz da Ben Konuşayım’ı gibi önemli anı kitaplarını da basmıştık. Boğaziçi Üniversitesi’nden bir arkadaşım Nermin Hoca’nın anılarını tamamladığını ve bastırmak istediğini söyleyince hemen anlaşma yapabileceğimizi ve yazılı metni hocadan alarak bana iletmesini istedim. Daktiloyla yazılmış anıları okumaya başladım. Bu arada hocayla yüz yüze gelmemiş, telefonda tanışmıştık. Ama her konuşmamızda yazdıklarına verdiği önemi, ondan öte, her satırı üzerindeki titizliğini fark etmiştim. Doğrusu ben de merakla sayfaları çeviriyor, hocanın yurtdışında geçen çocukluğunu, yaşadığı ilginç olayları öğreniyordum. Birden, Viyana’dan İstanbul’a ilk geldiklerinde kaldıkları evin Teşvikiye’deki Ralli Apartmanı olduğunu yazan satırları okuyunca yerimden hopladım, çünkü bu apartmanda İletişim olarak bir daire kiralamış, yayınlarımızın taksitli satışını buradan yürütüyorduk; üstelik bu daire tam da hocanın anılarında anlattığı dördüncü kattaki daireydi.

Hemen hocayı aradım, bir gün sonra kitap hakkında görüşmemiz gerektiğini, bir araba göndererek aldıracağımızı söyledim. “Cağaloğlu’na mı geliyorum?” diye sorunca, “Hayır hocam, başka bir ofisimiz var, arkadaş sizi oraya getirecek” dedim. Ben de çok heyecanlanmıştım; ertesi gün Ralli’deki ofise gittim; güzel, büyük bir pasta aldırdım. Çay, içecekler, vb. hazırdı; ofiste çalışan arkadaşlar bir şey anlamamıştı; bir doğum günü partisi sanıyorlardı. Bir süre sonra Nermin Hoca şaşkınlıkla içeriye girdi, alkış........

© K24


Get it on Google Play