We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Alan Ward’ın La Còrda Roja’sı

3 0 10
16.09.2021

Alan Ward. İrlandalı Alan. Oksitanca dilinde şiirler yazan. İngilizce öğretmeni olarak gelip öğrencileriyle Kürtçe konuşmaya başlayan Alan. Dili ve kültürü resmî ideoloji tarafından yok edilmek istenen Kürtlere yakınlığını ve dostluğunu şiirin derinliği ve gücüyle taçlandıran, tıpkı halkının yaşadığı onca işkenceyi, sürgünleri, kurşuna dizilişleri, darağaçlarında götürülüşlerini başka bir halkın gözlerinde gören Alan. Öğrencilerini, dostluk kurduğu arkadaşlarını, Hevsel Bahçeleri’nin şahitliğinde gördüğü manzaraları, hissettiği acıları, kulaklarıyla duyduğu onca haksızlıkları; başka bir halkın gözlerinde, sesinde, yüreklerinden dökülenleri bu kadar içten dokumuş olması, başlı başına şairliğinin ve direnişçiliğinin en güzel kanıtı değil midir? Oksitanca dilinde şiir yazması bile egemenlere olan tavrın dışavurumudur. Yanı başımızdaki şairler Kürt kelimesini bile dile getiremiyorken, İrlandalı Alan bir şair sorumluluğuyla gördüklerini, yaşadıklarını dünya âleme yok olmak üzere olan bir dille duyurdu, Oksitanca. Çift eylem, iki yanlı başkaldırı; tepeden tırnağa dil ve insan hakları savunucusu İrlandalı Ward.

Şehrin dar sokaklarına buram buram medeniyet, buram buram yoksulluk, buram buram idamları ve haksızlığı nakşeden şair. Yüzyıllar boyu Britanya’nın boyunduruğu altında türlü türlü unutturma politikaları, açlıkla terbiye ve asimile edilmek istenen bir halkın ferdi, neferidir aynı zamanda Alan. Kürtlerin direnişinden ve hayata bağlılıklarından o kadar etkilenir ki dört aylık kısacık bir sürede hem insanlarıyla hem de kadim Diyarbakır surlarıyla dertleşir, konuşur, düşünür; bir bakıma kendi halkının yaşadığı süreci görür kara gözlü Kürtlerin gözünde. İşte bu kısacık sürede gördüklerini, duyduklarını, yaşadıklarını estetikle, güçlü imgelerle, tarihe göndermeler yaparak bize 280 dizelik bir şiir bırakır: “Kızıl Urgan”.

Kızıl Urgan iki dilli olarak –Kürtçe/Türkçe– yayımlandı. Bu eşsiz ve cesur şiirleri bize ulaştıran iki akademisyen Adnan Çelik ve Ergin Öpengin’e bu değerli çalışma için minnettarız, selam olsun. Kitap, şiirlerin, Çelik’in ve Öpengin’in derinlikli sunuşunun ve şiirlerin gelişim evresinin yanı sıra, 1960’lı yılların Diyarbakır’ında yaşananlara, o dönemde devlet ve halk arasındaki düşmanca ilişkinin şiirde nasıl can bulduğuna, serpildiğine ve bu düşmanca ilişkinin varlığı hâlâ devam ediyor oluşuna dair detaylı bilgiler içeriyor.. Bizi bayağı düşündürecek bir şiirle karşı karşıyayız. Yani öfkeleneceğiz, sakinleşeceğiz, tarihe yolculuklar yapacağız, şiirin verdiği tadı ve tuzu kaçınılmaz olarak hissedeceğiz. Ve özünde çok şeyin değişmediğini göreceğiz; dışardan bakan bir şairin dizeleriyle, devletin eski köhne alışkanlıklarıyla varlığını hâlâ sürdürmesini izleyeceğiz. Devlet eski devlet, lakin halkın eski halk olmadığını günümüzden bakınca tüm çıplaklığıyla da görüyoruz. Kızıl Urgan sadece şiir değildir: Tarihtir, sosyolojidir, güncel direniştir, ezen ve ezilen arasındaki ilişkidir, haksızlıklardır, anılardır, yaşanan onca baskının 20’li yaşlardaki genç bir şairin gözünden aktarımıdır.

Öncelikle Kızıl Urgan’ın yaratıcısı Alan Ward’ın oğlunun önsözünden birkaç paragraf okuyalım, sonra kitabı bizlere ulaştıran Adnan Çelik’in ve Ergin Öpengin’in sunuşundan yine önemli bulduğum birkaç paragrafı siz okurlara aktaracağım.

“Babam Alan Ward 6 Şubat 2014’te kendi evinde geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrıldı. (…) Babamın bütün hayatı boyunca emek verdiği birçok çalışma, belge ve metnin sorumluluğunu artık benim üstlenmem gerekiyordu. Böylece elinizdeki bu küçük şiir kitabı, La Còrda Roja hayatıma girmiş oldu.”

Evet, Alan Ward sadece şiir yazmadı, Mem û Zîn destanını da İngilizceye çevirip Mam and Zin: Kurdish national epic (1968) adıyla okurla buluşturdu. Oğul Ward şöyle devam ediyor:

“Şüphesiz, onu iyi anlamda en çok etkileyen bu deneyimlerden birisi de Diyarbakır’da geçirdiği ve şehirdeki çocuklara İngilizce öğrettiği yıl oldu. O dönemde henüz –anca yirminin üzerinde olmalıydı yaşı– kendisini anne-babası ve ailesinden uzakta, gençliğinin İngiltere’sinin güneyinde yaşadığından farklı manzaralara, kokulara ve seslere sahip, canlı bir şehirle çevrili buldu.”

Ward, Diyarbakır’da çok farklı manzaralara şahit oldu, 20 Kürt’ün idam edilişine tanıklık etti. Yoksulluğun ve zulmün kokusunu, kör bir annenin kucağındaki bebeği için yalvarışının şairin dizelerine nasıl yansıdığını, şairin yüreğinden nasıl sertçe yüzümüze çarptığını okuyalım:

Allah rızası için ekmek ver bana
Ölmeyeyim öyle erkenden

“Allah büyüktür!” de kadın
O kadar büyük ki görmez seni
Ne seni ne oğlunu
Ne de koynunda ağlayan bebeği

Şimdi de kitabın sunuş bölümden birkaç paragraf okuyalım:

“1960 yılının sonbaharında, henüz 23 yaşında Alan Ward ismindeki bir genç........

© K24


Get it on Google Play