We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

“Öfleme, üfle”: Seda Akipek ile Püf Çiçeği üzerine

1 0 0
16.09.2021

Çocuk edebiyatı yazarlığında sessizce ilerleyen isimlerden biri Seda Akipek. Şimdiye kadar beş kitabı yayınlandı. Bu Ne Güzel Hediye, Ejderhalar Nezle Olmasın, Alfabe Sirki, Klik! ve Diğer Şamatalı Öyküler ve son kitabı Püf Çiçeğim. Hepsi kritik eşik dediğimiz okul öncesi çocuk edebiyatına ait eserler. Akipek Cenevre’de yaşıyor ve yaşamına aldığı bu çoklu kültür, yer yer kitaplarındaki bir cümle yapısından ya da bakış açısındaki yaratıcılıktan kendini ele veriyor.

Seda Akipek’in son kitabı Püf Çiçeğimdeki ana karakterin adı Nefes. Nefes arkadaşı Rüzgâr’a sık sık ‘öfleme üfle’ diyor. Çocuk dünyasında öflemekten üflemeye geçiş aslında biz ebeveynler için çok kıymetli. Çünkü çocuk öflerken hem kendini hem de bizi çıkmaz bir sarmala alıyor. Oysa ki üflediğinde bir meşguliyete sahip oluyor. Belki bir flüte, belki bir klarnete ya da bir püf çiçeğine üflüyor. Seda Akipek ile son kitabı Püf Çiçeğimi, Cenevre’den Türkiye’deki çocuk edebiyatının nasıl göründüğünü ve çocuklarda okuma alışkanlığını konuştuk.

Bir avukatken çocuk edebiyatına gönlünüzü kaptırdınız. Hatta yayıneviniz sizi şöyle tanımlıyor: Avukatlık yaptığı dönemde kullandığı ‘sermaye’, ‘devir’, ‘yasal’ gibi terimler yerini ‘hikâye’, ‘şiir’, ‘masal’ sözcüklerine bırakınca çocuklar için de yazmaya başladı.” Kendinizi bir çocuk edebiyatı yazarı olarak keşfiniz nasıl oldu?

Yazmayı çok seviyorum. Okul yıllarımda uzun zaman kısa anlatılar, öyküler yazdım. Ancak hepsi bana özeldi, kimseyle paylaşmadım. Biriyle paylaşmak üzere yazdığım ilk metin bir tiyatro oyunuydu ve bugünkü yazı yolculuğuma da büyük katkısı vardır. 2004 yılında British Council desteğiyle Mehmet Ergen’in yürüttüğü “Oyun Yaz” adlı atölyeye katıldım ve bir yıl boyunca bu atölyede bugünkü yazma yolculuğumda dahi bana eşlik eden, çok değerli bilgiler edindim. Yazdığım oyun okuma tiyatrosu olarak sahnelenmek üzere seçildiğinde hissettiklerimi tarif edecek kelimeleri o gün bulamamıştım, bugün de bulamam. Ne var ki dersler sonlandığında ben üniversiteden mezun olmuştum ve tam zamanlı çalışmaya başlayacaktım. İş yoğunluğu, zaman kısıtı gibi engellere takılıp okuma tiyatrosunun hakkını veremeyeceğimi düşünüyordum. Bu nedenle atölyede daha fazla ilerleyemeyeceğimi söyleyip o benzersiz güzellikteki duyguyu hüsran benzeri bir duyguyla değiş tokuş ettim. Yine de bir tesellim vardı: Atölye boyunca yaptığımız pratik çalışmaların, hocamın yüreklendirici sözlerinin bir yerde pusulam olacağını umuyordum. Kızım doğduktan sonra birlikte okuduğumuz resimli kitapların büyüsüyle çocuk edebiyatına olan ilgimin fazlasıyla arttığını, yazdıklarımın da bu yönde çiçeklendiğini gördüm. İşte o sıralarda pusulayı hatırladım, yıllar önce yaşadığım ve tarif edemediğim o güzel duygunun peşine düştüm, alandaki dostlarımın sözlerinden cesaret aldım ve metinlerim olgunlaşınca hayal dünyama ortak aramaya çıktım. Şu an yazdıklarımı çocuk okurla paylaşabilmenin benzersiz mutluluğunu yaşıyorum.

Cenevre’de yaşıyorsunuz. Kitaplarınız Türkiye’de çok seviliyor. Avrupa’da çocuk olmak ve Türkiye’de çocuk olmak arasında büyük farklar var. Çocuklar için yazarken bu dengeyi nasıl........

© K24


Get it on Google Play