We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Devrim Alkış: "İçinde bulunduğu zamanla kavgası olan insanları yazmak istedim."

4 2 0
04.08.2022

Biyografinize bakınca harita üzerinde Türkiye-Almanya-Viyana hattı çok işlek görünüyor. Net bitişler, yeni başlangıçlar arasında edebiyatla ilişkinizi, bağınızı nasıl tarif edersiniz?

Söylediğiniz gibi ömrüm boyunca ülkeler, şehirler arasında taşındım. O da yetmedi, aynı şehrin içerisinde de sık sık yer değiştirdim. Bir türlü bir yere yerleşemediğim yılların gidip gelmeleri, taşınmaları hayatıma yeni insanlar dahil etti, dünyaya bakışımı zenginleştirdi. Gitmek ilginç bir şey, farklı yönleri var. Mesela terk ettiğiniz ülkedeki dertlerin –en azından bir bölümü– uçağa biner binmez toza karışıp yok olur. Sonrasında ise yeni yaşam alanınızda kuracağınız hayatın zorlukları başlar. Bu iki durum –eskinin unutuluşu, yeninin çekiciliği– karmaşık bir bilince sebebiyet verir. Eski arkadaşlarını kaybetmek, yalnız kalmak gibi durumlar karşısında bir çözüm ararsınız. Doğrusu eskiden bunlarla başa çıkmak çok daha zordu, geride bıraktığınız ülke gerçekten geride kalıyordu: Netflix’in, cep telefonunun, görüntülü görüşmenin, hatta internetin olmadığı ‘90’larda. İşte o zorluk yılları arasında yeni bir şeye tutunmaya ihtiyacım vardı. Benim de ilk yıllarda tutunduğum, şehir kütüphanesinin kitapları oldu. Viyana’daki yeni başlangıcın yarattığı o tekinsiz hal ilk olarak iyi bir okur olmamı sağladı. Böylece edebiyatla ilişkim başladı.

Yazarlık tarafına etkilerine gelecek olursam, Avusturya’nın zamandan, mekândan bağımsız bir yaşantısı var. Sanki bir yerde zaman durmuş gibi. Tam nerede durduğunun belli olmaması da üstüne eklenince, zamanın tuhaf bir yerinde kalmış olmak algıları açık hale getiriyor insanı. Bir de Türkiye’den gelen biri olarak, her şeyi yoğunlaştırıp damarlara almak gibi bir özellik genlerde olunca, gözleriniz ister istemez büyüteç gibi oluyor nereye baksanız.

Sene 84’ü bize anlatan isimsiz kahramanımızla Viyanada tanışıyor ve onun bitmemiş tezinin sancılarına, Viyana kültürüyle ilgili yaptığı gözlemlerin şaşırtıcı taraflarına şahitlik etmeye başlıyoruz. Tam olarak romanı size yazdıran mesele neydi? Romanı yazıp bitirdiğinizde, “evet, tam olarak böyle bir hikâye anlatmak istedim” dediniz mi?

Yazmadan önce kitabı baştan sona kurgulayabilen yazarlardan değilim maalesef. Konunun, karakterlerin, hikâyenin beni bilmediğim sulara sürüklemesini seviyorum. Küçükken gözümüzü kapatırlar, bizi bir yere götürürler, nerede olduğumuzu tahmin etmemizi isterlerdi. Böyle bir oyun vardı. Göz bağı açılınca çok şaşırırdık. Mutfakta beklerken kendimizi oturma odasında bulurduk mesela. Ben de bittikten sonra oluşan esere bakarak şaşırmayı seviyorum.

Kitabı yazdıran tek bir mesele yok. Aldıkları eğitime rağmen ne yaptığını bilmeyen, bir türlü köklenemeyen, gidenin de kalanın da huzur bulamadığı bir dünyayı anlatmak istedim. Eskisinden farklı bir dünya bu. Olanla yetinilmeyen, hep arayışta olunan, bilgiye çok kolay ulaşılan, ama aslında neyin arandığının bilinmediği bir dünya. Bu karmaşa içerisinde dünyanın bu halde olmasından rahatsız, eğitimli kent insanının çözemediği dertleri var. Bu dertleri daha önce hiç tanık olmadığımız bir yöntemle değiştirme çabaları kitabın önemli bir tarafı.

Farklı bir ülkede, bir şehirde ve aynı zamanda kendi memleketine gittiğinde, kendi şehrinde de yabancı olmak hissini, algısını konuşarak devam etmek istiyorum. Hem yabancılığı yaşamanın hem de yazmanın zorlukları açısından.

Yabancılığı yazmanın kolay olmadığı konusunda size katılıyorum. Yabancılık zaten gittikçe unutulan bir kavram. Günümüzün genel kabul davranış modeli yabancılığı, ayrıksılığı göstermeme üzerine kurulu. Böyle olunca herkes girdiği her ortama uyum sağlamaya çalışıyor. Bu uyum sağlama sonunda herkes gibi olmaya, sıradanlaşmaya kadar götürüyor işi. Bir resim görmüştüm, daha doğrusu iki resim yan yana. Sol tarafta Berlin’deki bir bar ‘90’lardaki haliyle, sağ tarafta ise bugünkü haliyle çizilmiş. ‘90’larda herkes tek başına, kafası iyi olarak,........

© K24


Get it on Google Play