We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

K24'te geçen ay: Mayıs 2022

5 1 0
14.06.2022

\"Dostoyevski’nin Kumarbaz’daki amaçlarından (ya da başarılarından) biri de Avrupalı, Avrupa hakkında bir Rus romanı yazmaktır – sanıyorum Osmanlıların Batılı anlamda roman yazmak yolundaki arzularına benzer bir şey.\"

\"Bugün 21. yüzyılın mottosu olan, 'ânı yaşamak' deyimi bir yanılsamadan başka bir şey değildir. İnsan ânı yaşamaz, sadece hatırlayabilir. Hatırlayarak yaşayabilir.\"

BÂKİ ASİLTÜRK: \"Müderris ve Virtüöz hem bir dönemin özel ayrıntılarına ışık tutuyor hem de okurun imgeleminde özel bir dünya yaratıyor. İstanbul’a, müziğe, edebiyata, bürokrasiye, kişisel ilişkilere yan yana duran değil de iç içe geçmiş epizotlar çerçevesinde yer vermesi romanın kurgusal başarısı. Selçuk Orhan, tarihsel arka planı sadece bir dekor olarak kullanma kolaylığına düşmeden, postmodern yapay oyunlara girmeden, zorlama tuhaflıklara ve sözcük oyunlarına prim vermeden, sağlam bir yapıt koyuyor ortaya.\"

KORHAN ALTUNYAY: \"Hayat Hanım’ın başkahramanı Fazıl iki kadın arasında kalsa da, bu kadınlardan hiçbiriyle arzu ettiği bir yaşamı kuramaz. Romanın sonunda, yaşadığı değişimle birlikte artık farklı bir dünya yaratır kendisine. Bu dünyada ne Hayat Hanım vardır ne de Sıla. Bu iki kadın da Fazıl’ın yaşamından uçup gider. Ortada yalnız, çırılçıplak bir erkek kalır. Yalnız, trajik bir varoluşa sahip, kendini iki kadınla yaşadığı ilişkiyle yeniden kuran bir Fazıl çıkar karşımıza.\"

\"Kurmaca bir metin yazarken yaptığınız şey esasen fiili dünyanın dışında yer alan, kendisi gerçek olmasa da içerdiği imkânların gücüyle sizi etkileyen bir dünya inşa etmek. Böyle bir dünyayı kurarken de kendi kişisel dünyanızda nelere inandığınız nispeten ikincil önemde kalıyor...\" ASLI ÖRNEK'in söyleşisi.

\"Aysun Kara hikâye anlatma meselesinin farklı görünümlerini, anlattığı hikâyenin temel parçalarından, temel unsurlarından biri olarak, hatta kurucu bir unsur olarak kurgulamış. Bu kurgu sadece hikâye anlatıcılığını romanın meselelerinden biri olarak belirlemiyor, daha önemli bir işlevi var; olay örgüsünün çatallanması, çapraşıklaşması da bu sayede mümkün oluyor.\"

\"Jünger’in modernite üzerine düşünmesinin sonundaki temel ruh halinin, yumuşatılmış ve ironiyle örtülmüş keder olduğunu da söyleyebiliriz. Her şeyi görmüş, bütün bir yüzyılı baştan sona yaşamış birisinin kederi.\"

\"Hatırlamak sadece doğal olarak yaşanan bir şey değildir, bilinçli bir çabayı ya da bakışı da gerektirir. Proust’vari bir bilinç akışını tetikleyebilecek ‘doğal’ bir hatırlama silsilesi mümkündür, ama insanın bazen de hatırlamayı hatırlaması, bakışı yoğunlaştırması da gerekir.\"

Mayıs ayında kaybettiğimiz İhsan Bilgin'i iki yazıyla andık. Yazdıkları üzerine yeni yazılar da yayımlayacağız.

“Kimseyi bulamazsa kendisiyle bile kapışmaya hazır haliyle bu adam tartışma seviyor dedirtmiştir bana/bize çoğu zaman. Hep biliyordum ama yine de varlığının ne kadar önemli olduğunu şimdi, yokluğuyla oluşan boşluğu yaşayınca çok daha iyi anladım…”

\"İhsan'ın eksikliğini hem biz daha önce tanıyanlar hissedeceğiz, hem de onun yazdıklarını sonradan okuyanlar. Eminim bundan.\"

\"Peki niye yazıyor? Bu sorulara neden muhatap olmak istiyor? Cave’in mektuplarda tevazuyla paylaştığı bilgeliği, hayatta mutlak anlamlar aramak yerine belirsizliklerin peşine düşmeyi sevmesinde yatıyor.\"

\"Herkesin bildiği bir dalga düşünün… Okyanusa kıyısı olmayanların, açık denizlerden uzak yaşayanların, hatta dalgaları sevmeyenlerin bile bildiği bir dalga… Dünyanın en meşhur dalgası, yaratılmış en büyük dalga; Kanagawa’nın Büyük Dalgası! Bu dalganın yaratıcısı Hokusai’nin yeteneğinin büyüsü.\"

\"...Selçuk Baran yazınının cezbedici bir yanıdır bu aşılamalar. Bir bakarsınız Morgue Sokağı Cinayetleri’nin gorili bir Baran öyküsüne girip 'Hayrullah' adını alır, bir bakarsınız İnsancıklar’ın Makar Aleksiyeviç’i bir Baran kasabasında biyoloji öğretmenidir, Hoffmann’ın Masalları’nın Olympia’sına benzeyen otomaton kızlar çıkar aniden, beklenmedik yerlerde karşınıza.\"

\"Tarihçi Ruth Roded, 845 ilâ 1987 yılları arasında yazılmış olan 37 Arapça tezkireye dayanan sayısal bir analiz sunmuş, bu eserlerin çoğunda kadın biyografilerinin küçük bir azınlık teşkil ettiğini, daha önemlisi bu sayının giderek azalıp %2'ye kadar düştüğünü göstermiştir. Nüfusun P kadarını teşkil eden........

© K24


Get it on Google Play