We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

‘Avangard’ bir Nâzım Hikmet

3 5 1
03.06.2022

Nâzım Hikmet denince akla genelde epik, majör şiirlerin, birçok şarkıya söz olmuş şiirlerin şairi, ‘mavi-gözlü dev’ gelir. Halbuki daha minör-avangard, modernist bir şiirin başlatıcısı olarak da okuyabiliriz Nâzım’ı. Bunun için ilk kitabı 835 Satır’a bakmak yeterli. Nâzım Hikmet’in Sovyetler’de, fütürizm etkisiyle yazdığı 1929 tarihli bu kitap ‘yerli’ şiir geleneğinden radikal bir kopuşu ilan eder: Modernitenin, yeni şehrin, yeni ‘Tanrısız’ insanın, makinelerin, komünizmin, enternasyonal bir ‘dünya vatandaşlığı’nın düzyazı-şiirleri vardır bu kitapta.[1] Adıyla bile bir ‘modern’ kırılmayı kayda geçirir: kitaptaki satırların toplam sayısı 835 olduğu için, dünyaya dair romantik ya da lirik algıları es geçip, düz-materyalist bir gerçeklikle kitabın adı 835 Satır olur. ‘Şimdi ve burada’nın öncü metinleri diyebiliriz bunlara. 1929’daki ilk basımının kapağında da fütüristlerin konstrüktivist-geometrik afişlerini andıran bir tasarım vardır: Zamanın modern afiş tasarımcısı Ali Suavi Sonar’a ait bir kapak. Modern dünyanın materyalist, rasyonel, biraz da makineleşmiş halinin yansımasıdır bu kapak bile.

Türkiye, genç Cumhuriyet, halen kültürel ve politik bir geçiş-sancısı sürecini yaşarken, Doğu-Batı ekseninde forma değil, içeriğe odaklı bir edebiyat canlanırken ve yeni Cumhuriyet, kendi ‘modern’ sesini ararken, bu iç tartışmaları es geçen, daha enternasyonal, daha ‘çağıyla-bir’ bir kitap yayınlamıştır Nâzım Hikmet. Yer yer fazlasıyla Sovyet-esintili bir kitap olsa da, çağın ritmini, hızını, hissini kenardan (ya da ‘periferi’den) bakan bir bakışla değil, tam ortasından yansıtan bir kitaptır bu. O yüzden de ‘avangard’dır. Türkiye’de modernizm tartışmaları hep bir ‘geç kalmışlık’ sendromu üzerine kuruluyken, 835 Satır, tabiri caizse, modernizm treninin ön koltuklarına kurulmuş, modernizmin yeni dünyasının meselelerini yazıya ön kompartımandan işlemiştir. 835 Satır’a bakarsanız, modernizm yakalanması gereken bir tren değildir. O tren hayatın orta yerinden hızla geçmektedir ve yerel anlatıları bir kenara bırakmaya niyetli herkese açıktır. Türkçede modernizmin şaşkınlığını ya da endişesini değil, öforisini taşıyan nadir kitaplardan biridir 835 Satır.

Nâzım’ın modernist ve materyalist ve bir anlamda da avangard şiir anlayışını açıkça ifade ettiği bir metin var 835 Satır’da: “San’at Telakkisi.” Burada açıkça makinelerden, modern dünyanın nesneleri ve yaratılarından yana olan materyalist poetikasını ilan eder; şöyle:

Fakat
benim
Şiirime ilham veren perimin
omuzlarında açılan kanat:
asma köprülerimin
demir putrellerindendir!.

Dinlenir,
dinlenmez değil
bülbülün güle karşı feryatları..
Fakat asıl
benim anladığım dil :–
Bakır, demir, tahta, kemik ve kirişlerle çalınan
Bethoven’in sonatıdır

Burada açıkça görüldüğü gibi, sanayileşmenin, modernleşmenin, bir anlamda da Sovyet modeli bir ilerlemeciliğin simgesi olan makineler, trenler, demir köprüler eski şiirin gül, bülbül ve romantik rüzgârlarının yerini alır. Nâzım’ın burada etkilendiği damar açıkça doğadan çok makineleşmeye, topraktan çok uygarlığa, kırdan çok şehre ve şehrin yeni çocuklarına yakın duran, modernist ve dahi fütürist bir şiirdir. Aynı kitapta, “Nikbinlik” adlı şiirde Baudelaire’le başlayıp fütüristlerle zirveye çıkan metropol –yeni büyük şehir– hayranlığı da şöyle ifade edilir:

Hani şimdi biz
bir peri masalı dinler gibi seyrederiz
ışıklı caddelerde mağazaları,
hani bunlar
77 katlı yekpare camdan mağazalardır

***

835 Satır’ın oluşturduğu ters açıyı anlamak için biraz geri dönüp şiirle modernite arasındaki........

© K24


Get it on Google Play