We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

"Bugünkü öykü yazarlarının çoğuna kırgınım"

3 10 2
14.02.2019

Yayıncılık dünyası zor bir kriz geçiriyor. Edebiyatımızın büyük isimlerinden Ferit Edgü, Ada Yayınları'nı kurduğu 70'li yıllar ile günümüzü karşılaştırırken, \"Okuyucu sayısı arttı. Dolayısıyla yayımlanan kitap sayısı da. Ama aynı zamanda, yazar, yayıncı, eleştirmen cahilliği de\" diyor. Belki de bu krizden ve Edgü'nün de bahsettiği \"yazar, yayıncı, eleştirmen cahilliği\"nden kurtulmanın yolu, temellere sıkı sıkıya sarılmaktan, yine Edgü'nün deyimiyle kitaba sevgi, saygı ve tutkuyla yaklaşmak ve dürüstlükten geçiyor olabilir.

Ferit Edgü ile yayın dünyası, sanat tutkusu ve günümüz öykücülerine kırgınlığı üzerine konuştuk.

Ada Yayınları’ndan bugüne yayıncılık dünyasını nasıl görüyorsunuz? Siz Ada Yayınları’nı hangi şiarla açtınız, nasıl bir dönemde kapatmak zorunda kaldınız? Hangi kitapların yayımlanacağına karar verirken ölçütleriniz nelerdi? Bugünün yayıncılık dünyasını ve piyasanın ekonomik koşullarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kıyaslamak olanaksız. Okuyucu sayısı arttı. Dolayısıyla yayımlanan kitap sayısı da. Ama aynı zamanda, yazar, yayıncı, eleştirmen cahilliği de. Doğrusunu isterseniz, Ada Yayınları’nın kurulmasını İlhan Berk’e borçluyum. 1975 yazında, Bodrum’da her zaman yaptığı gibi elime, kapağında ATLAS yazan bir dosya tutuşturdu. “Bir göz atıver, son şiirlerim” dedi. Göz atıp dosyayı kendisine geri verdiğimde, “Ben yazdım ama bakalım yayınlayacak biri çıkacak mı” dedi. Benim bir yayınevim yok, kurmayı da düşünmüş değilim. Ama dostum tasasız bir yaz geçirsin diye “Merak etme, kimse yayınlamazsa ben yayınlarım” dedim. Verdiğim her sözü tuttuğumu bilen İlhan Berk, eylül ya da ekim ayında, elinde ATLAS, İstanbul’a düşüp dosyayı önüme attı. Ben de, yıllardır çekmecede uyuyan Kimse başlıklı romanımı çıkardım ve 1976’nın ilk ayında ikisini birlikte yayımladım. Böylece ADA doğmuş oldu.

ADA, sevdiğim (hemen hemen tümü dostlarım) yazar, şair ve daha sonraları ressamların kitaplarını yayımladı. Üçüncü hamur kâğıda, küçük boyutlarda basılmış, zımbayla ciltlenmiş kitaplardan bıkmıştım. Ticarî bir amacım da yoktu. Elimden gelen özeni göstererek günümüz Türk şiirinden, ‘50 kuşağının yazarlarından öyküler, romanlar yayımladım. Daha sonra da sanat kitapları. Ama dağıtıcılığa soyunmuş birtakım bakkal bozuntuları yüzünden Ada’nın yaşamına 1990’larda son verdim. Yerli ya da yabancı tüm kitapları kendim seçtim, diyeceğim ama bu ne kadar doğru olur bilmiyorum. Çünkü şair ve yazarlarımızın hemen hemen tümü dostlarımdı. Yabancıları da, doğrusu dostlarım olarak görüyordum. Güzel ve anlamlı, hiçbir pişmanlık duygusu yaşamadığım çok özel bir serüvendi. Bugün de böylesi bir yayıncılık yapılabilir. Yeter ki öyle yazarlarımız olsun ve kitaba karşı sevgimiz, saygımız, tutkumuz olsun. Tabii bir de dürüstlük.

Kitaplarınız bugüne kadar çeşitli yayınevlerinden yayımlandı. Yayınevi değiştirirken neye göre karar verdiniz? Yayınevlerinin yazarlara olan tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben, her zaman küçük yayınevlerini yeğledim. Ada Yayınları da, bugünkü anlamda küçük bir yayıneviydi. Küçük bir yayınevinde yazar kendini evinde duyar. Ama böylesi bir yayınevinin bunun bilincinde kişilerce yönetilmesi gerektir. Tutarlı ve dürüst kişilerce. Bu olmadığında, ister istemez yazar, gün gelir yayıncısını değiştirmek zorunda kalır. Bu benim hiç istemediğim, hoşlanmadığım, hatta nefret ettiğim bir şey. Ben yayınevini, “daha iyi koşullar” için bırakmadım. Bırakmak zorunda kaldım. Anlayan anlasın.

Şiir, deneme, roman, öykü pek çok edebî türde eserler verdiniz. Aynı zamanda........

© K24