Her penguen kendi bacağından asılır

Kelimelerden bazıları anılarımla bağlantılı, bazıları da “bu kelime ile ne alakası var” diyeceğim kadar anlamsız.

Babamla henüz birbirimize zaman ayırıp kaliteli vakit geçirebildiğimiz dönemlerdi. Birlikte dizi-film izlemeyi çok severdik. Genelde onun seçtiklerini izlerdik. O yüzden çocuk filmleri yerine hep onun çocukluğunun filmleriyle geçerdi vaktimiz: Terminatör, Kara Şimşek, Matrix… Çok anlam verememekle birlikte hoşuma gidiyordu bu filmler. İşte o günlerden birinde ilk defa babamdan duymuştum “milenyum” kelimesini. O an izlediğimiz sahneyi gösterip, “Milenyumda böyle uçan arabalar olacak sanıyorduk” demişti. 2000 yılına girerken arkadaşıyla çatıya çıkıp uçan araba beklemişler. Duyunca çok dalga geçmiştim. Nereden bilecektim ki, milenyumda başlayıp milenyumda bitecek ömrümün her yılbaşını, “Acaba bu yıl ne felaketler yaşayacağız; kaç orman, kaç hayvan, kaç kadın, kaç çocuk yitip gidecek?” sorularıyla karşılayacağımızı. Şanslıymışsınız, baba. Keşke biz de gençliğimizde Noel Baba’dan hediye bekler gibi uçan arabalar bekleyebilsek.

Zaman akıp gidiyor. Anlattığım anının üzerinden 10 yıl, babamın........

© İz Gazete