Kalp Kırmamak: En Büyük Zarafet
İnsan büyüdükçe gücün ne olduğunu yanlış öğreniyor.Yüksek sesle konuşmayı güç sanıyor.Sert olmayı karakter zannediyor.Herkese haddini bildirmeyi cesaret görüyor.Oysa gerçek güç, bir kalbi kırmamayı başarabilmektir.Kalp dediğimiz şey et parçası değil;İnsanın iç dünyasıdır.Kırıldığında kanamaz ama kararır.Ve kararan bir kalbin gölgesi hem sahibine hem çevresine düşer.Ne gariptir ki, en çok sevdiklerimizi kırarız.Çünkü onlara karşı rahatız.Çünkü “nasıl olsa anlar” deriz.Çünkü en güvenli limanlara en hoyrat dalgaları göndeririz.Oysa tatlı dil, insanın karakter aynasıdır.Kaba olmak için sebep çoktur;Ama yumuşak kalabilmek bilinç ister.Bir ev düşünün…İçinde her şey var ama huzur yok.Cümleler sert, bakışlar yargılayıcı, ses tonu keskin.O ev geniş olsa ne olur?Bir de mütevazı bir ev düşünün…Sözler nazik, bakışlar anlayışlı, hatalar bağışlanıyor.Orada kalpler büyür.Tatlı dil bir eğitim meselesi değil;Bir kalp terbiyesidir.Güzel yüz de sadece estetik değildir.Güzel yüz; sabah uykusuzken bile gerginliğini başkasına taşımamaktır.Güzel yüz; haklıyken ezmemektir.Güzel yüz; kırıldığında bile kırmamayı seçmektir.İnsan bazen şunu unutuyor:Karşımızdaki de bir yük taşıyor.Bir kaygısı var.Bir korkusu var.Belki görünmeyen bir yarası var.Ve biz, bilmeden o yaranın üzerine basabiliyoruz.Bir cümleyle.Bir bakışla.Bir imayla.Oysa kalp kırmamak büyük bir ibadettir.Sessiz bir sadakadır.Gösterişsiz ama etkisi uzun süren bir iyiliktir.Dünyanın sertliği zaten yeterince ağır.Trafikte, işte, haberlerde, ekranlarda…Her yer gerilim.Evlerimiz bari sığınak olsun.Cümlelerimiz bari merhem olsun.Belki bugün büyük işler yapamayacağız.Ama bir kalbi incitmemeyi başarabiliriz.Bir tartışmada sesi düşürebiliriz.Birine “haklı olsam da seni kırmak istemiyorum” diyebiliriz.Ne eksilir?Hiçbir şey.Ama ne kazanılır?Bir gönül.Ve bazen bir gönül, dünyalara bedeldir.Bugün kendimize küçük bir söz verelim:Haklı olmayı değil, nazik olmayı seçelim.Kazanmayı değil, incitmemeyi seçelim.Çünkü kalp kırmamak;insanın en zarif imtihanıdır.
